Sovyet tarih yazımında bir dönem hegemonik olan Totaliter Okul’un iddialarının ve teorik varsayımlarının aksine Bolşevikler erken dönem Sovyet toplumunda her şeye kadir bir güce sahip değildi. Bolşeviklerin iktidarının sadece zora dayandığı ve sadece devlet kurumlarının inşasına odaklandığı sadece bir efsanedir. Ancak onlar da her siyasi grup gibi sıradan insanların rızasını almaya çalışmışlardır. Bu nedenle Bolşevikler toplumun mobilizasyonunu sağlamak için çeşitli kitle siyasetlerine başvurdular. Meşruiyet, iktidarlarını pekiştirmek ve sağlamlaştırmak, toplumu etkin bir şekilde kontrol etmek, askeri ve ekonomik savaşı sürdürmek ve kendi tahayyüllerindeki toplumu inşa etmek için gerekliydi. Bolşevikler basın, broşürler, tiyatro, sinema, müzik, kampanyalar, gösteriler, festivaller, spor faaliyetleri gibi kitle siyasetinin her türlü aracından yararlanmaya çalıştılar. Siyasi afişler, kitle siyasetinin ve toplumsal seferberliğin açıklayıcı bir aracı ve mecrasıydı. Milyonlarcası basıldı ve ülkenin her yerinde dağıtıldı. Bu illüstratif kaynaklar, tarihçiler için yeni rejimin zihniyeti hakkında değerli bilgiler bulabilecekleri değerli bir madendir. Ayrıca Bolşeviklerin siyasi söylemlerini duvarlara nasıl yansıttıklarına dair ipuçları da sunuyorlar.