Y. Doğan Çetinkaya MakaleFutbol Tarihi1932 Kraliçe Kupası: İzmirspor-Altınordu Karşı Karşıya

1932 Kraliçe Kupası: İzmirspor-Altınordu Karşı Karşıya

TamSaha No. 6 / Nisan 2005

by Y. Doğan Çetinkaya
159 kez okundu

“Dünya güzeli olmanın en büyük zevkini yurdumun gençliğinin arasında gördüğüm muhabette tattım…”

 

 

 

Keriman Ece

Keriman Halis’in 31 Temmuz 1932 yılında Belçika’da dünya güzeli seçilmesi Türkiye kamuoyunda çok büyük bir yankı uyandırmıştır. Özellikle gündelik basın bu başarıyı manşetlerine taşımış, güzellik kraliçesi kısa bir zaman içerisinde milli gururun timsali olmuştu. Örneğin güzellik yarışmalarının düzenlenmesinde önemli bir payı olan Cumhuriyet gazetesi 1 Ağustos 1932 tarihli sayısının ilk sayfasını tamamen Keriman Halis’in dünya güzeli seçilmesine ayırmıştı. 1932 yılında düzenlenen bu güzellik yarışması bir ilk değildi. Bu yarışmalar Cumhuriyetin ilanından hemen sonra gündeme gelmis ve 1920’li yılların sonunda düzenli hale gelmeye başlamıştır. Bu yarışmaların jürilerinde Peyami Safa, Halid Ziya Uşakligil, Abdülhak Hamit, Sabiha Sertel gibi dönemin önde gelen şahsiyetleri yer almışlardır.

Bu başarı birçoklarınca hem Türk kadınının modernliğinin, hem de Türk “ırkının gelişmişliği”nin bir teyidi olarak algınlanmıştı. Güzellik yarışmalarının bir amacı da yeni cumhuriyet kadının ön plana çıkmasıdır. Bu bakımdan Cumhuriyet gazetesinin bu tür organizasyonlarda ki yeri bir tesadüf değildir. Keriman Halis yarışma sonrası Beliçika’dan Atatürk’e çektiği telgrafta muvaffakiyetinin Atatürk’ün memleket kadınlığına telkin ettiği fikirlerin eseri olduğunu dile getirmiştir. Mustafa Kemal de yaptığı açıklama ile Türk ırkının ne kadar güzel bir ırk olduğunu bildiğini ve bu başarıyı da bundan dolayı doğal karşıladığını açıklamıştır. Atatürk ayrıca Türkiye’nin ilk dünya güzeline “Ece” soyadını bizzat kendisi vermiştir. Seçilen güzellerin her sene yurt dışındaki yarışmalara gönderilmeye çalışılması bu olayın aynı zamanda ulusal bir mesele olarak da algılandığına işaret eder. Nitekim genç cumhuriyet yeni kisvesiyle uluslararası areneda boy gösteriyordu.

1932 senesinin Temmuz ayında arka arkaya Türkiye ve Dünya Güzeli seçilen Keriman Halis kısa bir sürede Türk kamuoyunun da ilgisine mazhar olmuştu. Basının olayı manşetlere taşıması sayesinde halk kısa zamanda Keriman Ece hakkında tafsilatlı bilgi edinme fırsatı buldu. Her ne kadar Keriman Halis’in başvurduğu yarışmaya sadece 8 kadın katılmışsa da Belçika’da alınan başarı büyük yankı yaratmış ve kamuoyunda etkili olmuştur. Örneğin ünlü Ece Ajandaları da ismini bu başarıdan esinlenerek almıştı. Bu ilgiyi Türk futbolu da Keriman Ece’den esirgemeyecekti. 1932 Kasımında biri şilt, diğeri lig şampiyonu İzmirspor ve Altınordu arasında kraliçe adına bir kupa maçı tertip edilmişti.

 

Kraliçe için İzdiham

Keriman Halis’in gençliği ve sportmenliği üzerine haberler ve röportajlar yayınlanırken spor aleminin böyle bir olaya bigane kalması zaten beklenemezdi. İzmirliler Keriman Ece’lerinin şerefine bir futbol maçı tertip ederek halkın da kraliçelerini görebilmesine bir vesile hazırlamışlardı. Maça gösterilen ilgi halkta dünya güzeline karşı oluşan merakın da bir göstergesiydi. Bu maça ilgi o kadar büyük olmuştur ki, İzmir stadının bu tür maçlar için gayet küçük olduğu yorumları ortaya çıkmıştır. Saat maçın başlama anı olan üçe geldiğinde halen kapının önünde büyük bir kalabalık vardır. Bu izdiham öyle bir düzeydedir ki dünya güzelinin stada girişini bile zora sokar. Nitekim Keriman Ece’nin sahaya girmesi için maçın başlaması ve dikkatlerin maça çevrilmesi gerekmiştir.

Maç başladıktan az sonra da kraliçe diğer kapıdan stada girebilmiştir. Sahayı boydan boya yürüyerek geçen dünya güzelini tribünler alkış tufanı ile karşılamışlardır. Havanın dondurucu soğuna rağmen güzellik kraliçesi mantosunu arkasına almamış ve sportmen bir şekilde seri adımlarla yürümüştür. Öyle ki olayı aktaran muhabir Keriman Halis’in tam bir sporcu kızı olduğunu söylemekten kendini alamamıştır. Hızlı adımlarla kendisi için hazırlanan locaya geçen güzelin karşısına İzmirspor ve Altınordu’lu futbolcular dizilmişler ve hep beraber güzelin şerefine “yaşa” diye bağırmışlardır. Bu arada tribünlerden kopan ikinci alkışlar arasında ayağa kalkan Keriman hanım, hem sporcuları hem de kendisine yakın alaka gösteren seyircileri selamlamıştır.

 

“Güzel Ayağın” Başlama Vuruşu

Dünya güzeli stada yalnız da gelmemişti. Keriman Ece’ye yanında babası eşlik etmekteydi. Hatta kraliçe halkı selamladıktan sonra o da ayağa kalkmış ve “güzel İzmir’in asil gençlerine” göstermiş oldukları “teveccüh ve iltifatlar” için teşekkür etmişti. Keriman Halis’in babası, kızını daha önce de zaten hiç yalnız bırakmamıştı. Onu elinden tutup güzellik yarışmasına yazdıran ve götüren de yine kendisidir. Belçika’da ki dünya güzellik yarışmasına da baba-kız beraber gitmişler, zamanın gazetelerinde trene binerlerken çekilmiş fotoğrafları yayınlanmıştır.

Keriman hanımın sahaya teşrifleriyle duran maçın tekrar başlaması için top tekrar santra noktasına koyulmuş ve takımlar başlama vuruşunu kraliçenin yapması için yerlerini almışlardır. Oturduğu locadan çevik adımlarla başlama noktasına gelen kraliçe, “güzel ayağıyla” topa vurarak oyunu başlatmıştır. Kraliçenin koşar adımlarla yerine geçişine de büyük bir tezhürat eşlik etmiştir. “Emsalsiz tebessümü” ile halkı selamlayan kraliçe, kendisi için yapılmış tahta kurulmuş ve maçı seyre başlamıştır.

Göztepe’li Nebii beyin yönettiği maça takımlar şu kadrolar ile çıkmışlardır. İzmirspor: Sami- Zihni, Fethi – Reşat, Nazmi, İsmail – Sabri, Ethem, Burhan, Mustafa, Reşat. Altınordu ise kendi “ecnebi” futbolcularına yer verdiği şu en güçü kadrosuyla sahaya çıkmıştır: Niko – Hristo, Mehmet – Arslan, Osman, Hüseyin, Süreyya, Adil, Toto, Sait, Vedat. Takımların birbirlerini tarttıkları ilk dakikalardan sonra seyirciler son derece heyecanlı bir maç seyretmeye başlamışlardır. Dakikalar dakikalara eklendikçe İzmirspor maça ağırlığını koymaya, Altınordu defansı ise soğuk terler dökmeye başlamıştır. Altınordu kalesinin ağır tehlikleler atlattığı bu dakikalarda Burhan çok müsait bir pozisyondan faydalanamış, akabinde yine İzmirspor bir penaltı atışından yararlanamıştır. Bu poziyonların ardından biraz kendine gelen Altınordu, “atamayana atarlar” misali İzmirspor ağlarını havalandırmış ve bir sayı öne geçmeyi başarmıştır. Ancak İzmirspor gününde olduğunu bir dakika sonra attığı gol ile ispatlamıştır. Bu gollerle ilk yarı 1-1 beraber sonuçlanır.

Devre arasında tribünlerin üç tarafından boşalan halk dünya güzelini görmek için locanın önüne hücum etmişlerdir. Bu esnada çarşaflı yaşlı bir kadın elinden tuttuğu bir kız çocuğunu kralçenin önüne getirmiş ve onu işaret ederek “İşte bak dünya güzeli bu, sen de onun gibi güzel ol e mi” demiştir. Bu durum kahkahalar ve gülüşmelere vesile olmuştur. Devre arasını fırsat bilen Himaye-i Etfal, dünya güzeline bir buket çiçek takdim etmiş, güzelin babası ise bu jeste ayağa kalkarak teşekkür ile mukabelede bulunmuştur. Bu enstantane halkın alkışlarına mazhar olmuştur.

 

Kupa İzmirspor’un

İkinci devrenin başlamasıyla seyircinin ilgisi tekrar maça odaklanır. Zira uzun zamandır rastlanmıyan ölçüde çekişmeli bir oyun söz konusudur. İzmirspor bunaltıcı akınları karşısında ecel terleri döken Altınordu defansı en sonunda gedik vermeye başlamıştır. İzmirspor peş peşe iki gol bulmuş ve oyun 3-1 İzmirspor’un galibiyetiyle son bulmuştur. Kraliçe kupası maçının önemli bir özelliği de zaman darlığı sebebiyle maçın yarımşar saatlik iki devre halinde oynanmış olmasıdır. Bu da bize bu maç etrafında daha kapsamlı bir organizasyonun varlığına işaret etmektedir.

Maçın bitiş düdüğüyle birlikte saha ana baba gününe dönmüştür. Halkın sahaya hücumu ile birlikte ortalık birdenbire karışmıştır. Takımların etrafını saran ve dünya güzelini görmek isteyen halkı engellemek imkan dahilinde değildi. Bu izdiham içinde futbolcular ancak kol kola girerek kraliçenin locasına doğru yürüyebilmişlerdir. Bu sırada çevik bir hamle ile hazırlanan masanın üstüne çıkan Keriman Ece eline kraliçe kupasını alarak galib takımın gelmesini beklemiştir. İzmirspor’un kaptanı Nazmi bey, arkadaşlarının oluşturduğu yarım daire ortasına ilerleyerek kendisini güzel oyunlarından dolayı tebrik eden kraliçenin “güzel ellerinden” kupayı almıştır. Halk kupanın verilmesi ile çılgınca bir alkış tufanı koparmıştır. Dünya güzeli daha sonra sahayı sporcuların teşyi halkası arasında terk etmiştir. Havanın çok soğuk olması hasebiyle üşüyüp üşümediği sorulan dünya güzeli, bu soruya bir insanın spor sahasında, hele ki binlerce genç ve sıcak bir samimiyetle sarılı olduğunda üşümesinin imkan haricinde olduğunu söyleyerek cevap vermiştir.

Keriman hanım maçla ilgili olarak daha sonra kaldığı otelde şu yorumu yapmıştır: “Çok memnunum. İzmir gençliğinin hakkımda gösterdiği bu yüksek teveccüh, emin olunuz, hayatımda asla unutamayacağım bir hatıra halinde kalbimde yaşayacaktır. Belçika’da, Fransa’da binlerce halkın çoşkun tezahüratı içinde bulundum. Onların hepsi de beni alkışlıyordu. Fakat sizi bütün kalbimle temin ederim ki onların hiçbiri beni güzel İzmir’in temiz gençliğinin asil tezhüratı kadar mütahassis etmedi ve ben, Dünya Güzeli olmanın en büyük zevkini yurdumun gençliğinin arasında gördüğüm muhabette tattım.”