Bu sayfalarda sayısız defa futbolumuzun üç güzide takımı arasındaki kah tatlı kah sert rekabetten bahsetme imkanı bulduk. Gerek şampiyonluk mücadelesinde, gerek farklı kupaları müzelerine götürmede ve de gerekse sayısız alanda birbirleri ile cebelleşen bu üç köklü kulübümüzün omuz omuza verdiği zamanlar da olurdu. Bu ortaklığa ilişkin ilk akla gelecek olanı elbette ki yabancı takımlara karşı oynanan maçlardı. Futbol tarihimizin ilk günlerinde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş muhtelit yani karma takımlarla sahaya çıkıyor ve Türkiye’yi ortak bir şekilde temsil ediyorlardı.
Ancak bu ortaklığın yanı sıra onları bir araya getiren farklı nedenler de ortaya çıkmıyor değildi. Bunlardan ilki İstanbul dışındaki takımlarla oynadıkları maçlardı. İstanbul takımları ile Ankara ve İzmir takımları arasında da güzel bir rekabet söz konusuydu. Ancak bunun da dışında üç büyük kendi içinde ayrı bir kategoriyi oluşturuyordu ve bu büyüklüğü korumak ve tescil ettirmek için ortak tavır alabiliyorlardı. Bu sene yaz başında yaşanan “havuz problemi” bunun çağdaş bir yansımasıdır. Ancak üç kulübün küçük kulüpler karşısında işbirliğine gitmelerine yıllar öncesinde de rastlanabiliyordu.
29 Temmuz 1957 Pazartesi günü gizli bir şekilde bir araya gelen Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş takımları idarecileri iki konu üzerinde antlaşmaya vardılar. Bunlardan bir tanesi gelecek sezon Beşiktaş’ın maçlarını oynadığı Mithatpaşa stadında çıkamayacak olmasıydı. Daha önce alınmış bir karara göre ligde ilk dörde giremeyen Beşiktaş’ın beşinci olması sebebiyle Mithatpaşa stadına çıkmaması gerekiyordu. 29 Temmuz’da saat 14:00’te Liman Lokantasında bir araya gelen üç büyüklerin yöneticileri Beşiktaş’ın bu durumunu masaya yatırmışlardır. Fenerbahçe ve Galatasaray, Siyah Beyazlılara bu mevzu etrafında kendileri ile tamamen birlikte olduklarını bildirmişlerdir. Basına göre bu karar profesyonel birinci kümeyi yakinen ilgilendirecek oludukça mühim bir karardı. Ancak üç büyüklerin aralarında antlaştıkları yegane konu Beşiktaş ve Mithatpaşa stadı sorunu değildi. Asıl mevzu çok daha maddi, akçeli bir problemdi. Üç büyük kulüp idarecileri Futbol Federasyonu nezdinde teşebbüse geçerek lig maçlarından 11 kulübe ayrılan yüzde otuzların kaldırılmasını isteme kararı almışlardı.
Lig maçlarının umumi hasılatının yüzde otuzu bölge tarafından bloke ediliyor ve sene sonunda elde edilen meblag ligin 10 takımına eşit bir şekilde dağıtılıyordu. Büyük kulüpler kendi aralarında yaptıkları ve hasılatı en fazla maçlardan diğer kulüplerin istifade etmesini bir haksızlık olarak telakki ediyorlardı. Ancak mevcut talimatnameler uyarınca 7 takımın muhalefeti hilafına üç büyüklerin böyle bir düzenleme yapma imkanları mevcut değildi. Bundan dolayı Fener, Cimbom ve Kara Kartallar yeni hazırlanmış ancak istişare heyetinin tasdiğinden henüz geçmemiş ve sözü edilen yüzde otuzluk kesintiyi içermeyen profesyonellik talimatnamesinin bir an evvel yürürlüğe konulmasını arzu ediyorlardı.
İşin ilginç yanı gizli olduğu söylenen üç büyükler toplantısı ile aynı gün diğer yedi kulübün temsilcileri de Beyoğlu spor kulübünün lokalinde bir araya gelmeleridir. Hatta bu toplantı üç büyüklerin toplantısının sonuçlarına göre hareket etmek için diğer toplantının neticesini görmek üzere erken bitirilmiştir. Yani bu gizli toplantıdan tüm alemin haberi vardır. Birinci kümede mücadele eden takımlar ise şunlardı: Beykoz, Emniyet, Adalet, Kasımpaşa, İstanbulspor, Beyoğluspor ve Vefa. Bu ilk Yediler toplantısına katılan temsilciler ise Fahri Somer, Hayrullah Güvenir, Rıza Nemli, Turhan Barlas, Niko Zerudakis idi.
7’lerin muhalefinin sert olması ile iki grup arasındaki ilişkiler de sertleşmiştir. Özellikle Ağustos ayına herhangi bir çözüme ulaşılamadan girilmiş olması meselenin önemini daha da bir arttırmaktaydı. Ancak 7’lerin de hiçbir şekilde antlaşmaya niyetleri yoktu. Üç’lerin bastırmasının sebebi ise yeni profesyonellik talimatnamesinin kısa bir zaman zarfında istişare heyetinin önüne gelme ihtimali yoktu. Bundan dolayı gözüken oydu ki yüzde otuzluk kesinti meselesi en erken bir sonraki sezon gündeme gelebilecekti. Bu konuya ilişkin yöneticilerin görüşlerini, onlarla röportaj yapan günlük Spor gazetesinden takip etmek mümkündür. Fenerbahçe’den Niyasi Sel 3’lerin tekliflerinin 7’ler tarafından reddedildiğini ve bu durumun kendileri tarafından tekrar değerlendirilerek yeni müracaatta bulunabileceklerini belirtmiştir. Galatasaray’da Lütfü Abay ise bu meselenin ileriki toplantılarda hal yoluna koyulacağını tahmin ettiğini söylemiştir. Beşiktaş’tan Hasan Papuçoğlu yüzde otuzun kalkmasının muhakkak ki üç büyüklerin yararına olduğunu söylemiş ve böylece memlekete daha iyi futbolcular yetiştirmenin mümkün hale geleceğini eklemiştir. İstanbulspordan Ali Sekterik ise talimatnamenin gayet sarih olduğunu ve bunu değiştirmek için herhangi bir sebebin olmadığını bildirirken, Beykoz’dan Sadettin Arseven kendilerinin sadece talimatnamenin tatbikinden yana olduklarını ve üçler ne kadar ısrar ederse etsin kararlarından hiçbir şekilde dönmeyeceklerini belirtmiştir. Arseven ayrıca liglerin programının belli olduğu şu günlerde böyle bir değişiklik yapmaya kimsenin hakkının olmadığını belirtmiştir.
Adalet’ten Fahri Somer ise üçlerin talebinin yeni talimatname ile ancak seneye mümkün olabileceğini söylemiş, aksi bir uygulamanın içinde bulundukların senede bir haksızlık olacağını iddia etmiştir. Kasımpaşa’dan Nuri Atılgan ise üçler taleplerinde ısrar edecek olursa ligden çekilmeyi tavsiye ettiğini belirtmiştir. Emniyet’ten Rıza Nemli ise daha net bir ifade kullanmıştır. Nemli’ye göre üç büyükler küçük kulüplerin maddi kaynaklarını keserek kalkınmalarına meydan vermemek ve bu kulüplerin ileride kendilerine kuvvetli birer rakip olmalarını önlemek istemektedirler. Beyoğluspor yöneticisi Marko Kostantinidis Federasyonun bir karar verdiğini ve herkesin menfaatini düşünmesi icap eden bu kurumun adil kararını devam ettirmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Vefa’dan Muhteşem Kural da bu girişim teessür ile karşılamış ve küçüklerin yegane geliri olan yüzde otuzların kaldırılmasına karşı olduklarını dile getirmiştir. Bu ifadelerden yapılan toplantılarda ileri sürülen argümanları anlamak mümkündür.
“7’lersiz Üçler Yaşayamaz”
2 Ağustos 1957 Cuma günü tekrar biraraya gelen 7’ler üç gün sonra yapılacak genel toplantı için bir takım kararlar almışlardır. Elbette ki bu kararların başında yüzde otuz hasılat meselesi gelmekteydi. Bu karara göre “yüzde otuzların bu seneki liglerde devamına bu hususta üçler tarafından yapılacak teklif şiddetle reddedilmiştir.” Bu toplantıda bir açıklama yapan Adalet Kulübü reisi Atıf İlmen “Yedilersiz üçlerin yaşayamayacağını” dile getirmiştir. İlmen “demokratik bir rejimde demokratik düşüncelerin gittikçe kuvvetlenmekte olduğu bir devirde inhisarcılık ve tek taraflı düşünceler memleket ve futbol sporuna asla faydalı olamaz demiştir.” Futbol birinci liginin birçok kulübün iştiraki ile alaka uyandırdığını dile getiren Adalet’in reisi bu şekilde birçok kulübün bu hasılatlar neticesinde oyuncu yetiştirebildiklerini ifade etmiştir. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın kendileri olmadan yaşayabileceklerine inanmış olsalar liglerden çekilmiş olacaklarını söyleyen İlmen onlaren da böyle bir derdi olmadığını belirtmiştir. Zira aksi hale kendi aralarında bir turnuva yapmakla iktifa ederlerdi. Bundan dolayı hem yaşamak için bizlere ihtiyaçları var hem de bizim haklarımıza hürmet etmek istemiyorlar diye serzenişte bulunmuştur. Halbuki yüzde otuzlar memleket futboluna katkı sağladığı için üç büyüklerin de menfaatine olan bir durumdur.
İkinci Profesyonel Küme Kulüplerinden 7’lere Destek
Üç’ler ile Yediler arasındaki gerginlik üçlerin birinci profesyonel lig tertip komitesi toplantısına gelmemeleri ile bir başka boyuta geçmiştir. Burada yeninden 7’ler var olan talimatnamenin tatbikini istemişlerdir. Bu toplantıya gelen ikinci profesyonel küme kulüp temsilcileri de 7’ler ile birlikte olduklarını beyan etmişlerdir. Böylece üç büyük takım küçük kulüpler alemini tamamen karşılarına almış oldular. Futbol federasyonu azaları ise birgün sonra üç büyükler ile görüşerek ara bulma kararı almışlardır. Bu toplantıda tekrar 7’lerin ileri gelenlerinin görüşlerine başvurulmuş ve yine benzer cevaplar alınmıştır. Örneğin Beyoğluspor temsilcisi Niko Zerudakis bu seneki bütçelerini yüzde otuzlara göre ayarladıklarını ve bunu değiştirmelerinin kendilerini zarara uğratacağını dile getirmiştir. Beyanatlardan küçük kulüplerin en azından 1957-58 sezonunda bu talimatnamenin mutlaka uygulanmasından yana oldukları ancak seneye böyle bir değişikliği kabul edebilecekleri çıkmaktadır.
Federasyon temsilcilerinin üç büyükler ile yaptıkları toplantıdan da bir sonuç çıkmamıştır. Üç büyükler ligden çekilecekleri tehdidini tekrarlamışlarıdır. Üç büyükler yüzde otuz kaldırılmadığı takdirde kombine bilet istemediklerini dile getirmişler, numaralı tirbün biletlerinin turnikelerde satılmasına taraftarız demişlerdir. Diğer bir teklifleri ise kombine bilet yapılsın ancak hasılat maç yapan iki kulüp arasında eşit bir şekilde dağıtılısn olmuştur. Daha sonra madem diğer arkadaşlar talimatnamenin uygulanmasından yanalar o zaman talimatnamede unutulmuş olan bazı maddelerinde tatbikini talep etmişlerdir.
Ve Antlaşma
Üç’lerin bu sert çıkışı ve farklı teklifler ileri sürmeleri konusunda Federasyon temsilcileri arada kalmış ve sonunda üç büyüklerin istekleri doğrultusunda bir netice alınmaya başlanmıştır. 7’ler ile tekrar görüşen Federasyon temsilcileri yüzde otuzların kalkması, hasılatın yarı yarıya taksimi ve kombine bilet işinde prensip antlaşmasına varmayı başarmıştır. Beyoğluspor lokalinde yapılan toplantıda varılan antlaşma ile ilişkiler yumuşamaya başlamıştır. Kazananın memleket futbolu olduğuna dair birçok yazı ve beyanat basında yer almıştır. Aslında bu karar üç büyüklerin isteği doğrultusunda olsa da ortalama bir karardı. Zira hasılatın iki eşit paya bölünmesinden küçük kulüpler de faydalanacaklardı. Ancak elbette ki büyük takımların gelirleri hissedilir ölçüde yükselecekti. Bu antlaşmaya en çok tepki Emniyet ve Beyoğluspor’dan gelmiştir. Bir açıklama yapan Niko Zerudaki bu antlaşmanın kulüpleri aleyhine olduğunu beyan etmiş ve stadlar arasındaki dengesizlikten bahsederek kendilerinin dezavantajlı bir durumda olduğu söylemiştir. Yüzde otuzların esas olarak küçük takımların kalkınmasına yaradığını ve bunun şimdi ortadan kalktığını ifade etmiştir. Rıza Nemli de Federasyonu acizlikle suçlamış ve üç büyüklerin sırf küçükleri vurmak için böyle bir hadise yarattığını belirtmiştir. Ancak yine de antlaşmanın lig başlamadan yapılabilmesi herkesi memnun etmiştir.