Y. Doğan Çetinkaya MakaleFutbol TarihiAdalet Ligin Temeliydi!

Adalet Ligin Temeliydi!

TamSaha No. 8 / Haziran 2005

by Y. Doğan Çetinkaya
172 kez okundu

Futbol tarihimizin ilk yıllarından itibaren lig maçlarının yanı sıra takımların karşı karşıya geldiği farklı organizasyonlar yapmak bir adet halini almıştı. Lig maçları sürerken ya da lig bittikten sonra takımlar çeşitli vesilelerle müsabakalar yapmaya devam ederlerdi. Örneğin geçen aylarda okuyucuların dikkatini çektiğimiz “1932 Kraliçe Kupası” bu tip bir organizasyondu. Takımlar kendi aralarında maçlar yaptıkları gibi, muhtelit (karma) takımlar oluşturup İstanbul’a gelen yabancı takımlarla maç yaptıkları da oluyordu. Uzun lafın kısası, futbolun keyfi lig maratonu dışında da devam ediyordu.

 

Atatürk Kupası

Bu organizasyonlardan önemli bir tanesi de “Beş Büyükler Kupası”ydı. Ligin sonunda ilk beş sırayı alan kulüpler kendi aralarında anlaşarak, kurallar koyarak bir turnuva tertip ediyorlardı. 1955 yılında bu kupanın ehemmiyeti çeşitli nedenlerle artmıştı. Herşeyden önce Milli Türk Talebe Birliği’nin de girişimiyle bu kupa “Atatürk Kupası” adını almıştı. İstanbul Üniversitesi bahçesindeki Atatürk heykelinin de 19 Mayıs Gençlik Bayramında açılışının yapılacağı ayda düzenlenen bu organizasyon için Talebe Birliği bronzdan özel bir Atatürk heykeli yaptırmıştı. Ancak kupanın önemini ve heyecanını arttıran diğer bir husus o sene ligin çok çekişmeli bir hal almış olmasıydı. Şampiyon ile ikinci arasında puan farkı olmamış, şampiyon Galatasaray, Beşiktaşın elinden kupayı averaj farkı ile alabilmişti. Yine ligde dördücülük maçında Adalet ve Vefa arasındaki karşılaşma kıran kırana geçmişti ve taraflar herhangi bir rövanşı iple çekmekteydirler. Bu durum Beşler Kupası maçlarının heyecanını had safhaya yükseltmişti.

4 Mayıs 1955 tarihi itibarıyla beş takım Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, Adalet ve Vefa turnuvanın kurallarına ilişkin mutabakata varmışlardı. Buna göre turnuva esnasında takımlar iki adet lisanssız futbolcu oynatabileceklerdi. Böylece takımlar yeni transferlerini deneme fırsatını da elde edeceklerdi. Sadece Fenerbahçe maçı için bu hak bir oyuncu ile sınırlandırılmıştı. Maçları idare etmek için İtalya’dan iki hakem davet edilecek ve bunlar on beş gün boyunca İstanbul’da misafir edilecekti. Bu karardan Türkiye liginin en önemli sorununlarından birinin o zaman da “hakem sorunu” olduğu anlaşılıyor. Tek maçlı lig usulünün takip edileceği turnuvada avaraj nazar-ı dikkate alınmayacaktı. Bu kurallara riayet etmeyen kulüp beş bin lira ile cezalandırılıcak, antlaşmaya imza attığı halde turnuvaya katılmayan takım ise on bin liraya mahkum edilecekti.

 

Prestij Maçları

Turnuva 7 Mayıs 1955 Cumartesi günü Mithatpaşa stadında yapılacak olan Adalet-Vefa ve Galatasaray-Beşiktaş maçları ile başlamıştır. Özellikle ikinci maç herkesin dört gözle beklediği bir müsabakaydı. Zira averaj farkı ile şampiyon olan Galatasaray’ın rüştünü ispat etmesi için bu maçı mutlak kazanması gerekiyordu. Bu nedenle bu maçın önemi taraflar ve kamuoyu için lig maçlarının fevkindeydi. Adalet-Vefa maçı da ligin bir rövanşı niteliğindeydi ve Adalet ligdeki sürpiz çıkışını bu maç ile taçlandırmak istiyordu. Basının ve futbol camiasının muradı ise bu turnuvanın ligdeki sinir harbinden uzak olmasıydı.

 

Adalet’in Beş Dakikada İki Golü

Turnuvanın ilk günündeki sonuçlar şöyleydi: Beşiktaş:1-Galatasaray:0 ve Adalet:4-Vefa:1. Galatasaray çok atak oynamasına ve birçok pozisyona girmesine rağmen Beşiktaş’ın tek golüne cevap veremeyince sahadan yenik ayrılmıştı. Maçın kahramanı ise sayısız Galatasaray akınını yaptığı kurtuluşlarla durduran kaleci Bülentti. İkinci gün maçları ise Fenerbahçe-Vefa ve Beşiktaş-Adalet arasındaydı. Fenerbahçe çok da iyi oynamadığı maçtan galip ayrılmasını bildi. Bir gol düellosu şeklinde geçen maçı sarı kanaryalar 3-2 kazandılar. Günün asıl önemli maçı bir gün öncesinin galipleri Beşiktaş ve Adalet arasındaydı. Maçta bir gün öncesinin yorgunluğunu taşıyan Beşiktaş’tı. Öyle ki kara kartallar sahada adeta yoktular. Çok güzel bir oyun çıkartan Adalet karşısında Beşiktaş’ın gururu yine kalecisi Bülentti. Ancak onun çabaları bu sefer çok bir işe yaramadı ve Adalet 5 dakikada bulduğu iki golle Beşiktaşı mağlup ederek turnuvanın esas takımı olduğunu ispatladı. İlk hafta maçlarının bir özelliği maçları daha gelmemiş olan İtalyan hakemlerin yerine Türk hakemlerinin yönetmiş olmasıydı.

 

Beş Büyükler Antremanda

İlk hafta maçlarından sonra dinlenen beş büyükler tek antremanlarını hafta içi Perşembe günü kendi sahalarında yapmışlardır. Galatasaray’ın teknik direktör Gündüz Kılıç’ın riyasetinde ve tam kadro olarak Kağıthane’de yaptığı idmana, gelecek sezon istirahat etmeyi düşündüğünü açıklayan kaleci Turgay da katılmıştır. Beşiktaş Cihat Arman’ın idaresinde Şeref Stadında antremanını yaparken, Fenerbahçe kendi stadında hafif sakatlığı olan Lefter’in de katılımıyla kupa maçlarına hazırlıklarını sürdürmüştür. Turnuvaya iyi başlayan Adalet’liler ise Eyüp’te antronörleri Halil’in kontrolünde çalışmış, daha sonra nazari ders görmüşlerdir. Vefa ise Rebii’nin istifası ile antrenörsüz kalmış, bu görevi kaptan Galip ifa etmek zorunda kalmıştır.

 

Kırmızı-Beyazlıların Talihsiz Yenilgisi

Turnuvanın ikinci haftasına 14 Mayıs 1955 Cumartesi günü oynanan Galatasaray-Vefa ve Fenerbahçe-Adalet karşılaşmaları ile devam edilmiştir. Maçtan mutlak surette galip ayrılacağı düşünülen Galatasaray, taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Vefa’nın elinden yakayı zor kurtaran Galatasaray’da ligin yorgunluğu bariz bir şekilde açığa çıkmıştır. Turgay’ın forma giymediği maçta yeni transferler de çok göz doldurmamışlardır. İki takım sahadan 2-2 berabere ayrılmışlardır. Aynı gün turnuvanın sürpriz ekibi ilk mağlubiyetini Fenerbahçe karşısında tartışmalı bir golle almıştır. Herkesin büyük işler beklediği Adalet sarı kanaryaların adı karşısında gereğinden fazla tedbir almış ve kendi sahasına kapanmıştı. Bu sebeple çok etkisiz ataklar yapan Adalet karşısında Fenerbahçe tecrübesiyle sahadan galip ayrılmasını bilmiştir. Fenerbahçe’nin golünün ofsayt olduğuna dair tartışmalar Adalet’in oyuncularının morali üzerinde aksi tesir yapmış ve konsantrasyonlarının bozulmasına yol açmıştır.

 

Herşeye Rağmen Ezeli Rekabet

İkinci haftanın ikinci maçları ise Galatasaray-Fenerbahçe ile Beşiktaş-Vefa takımları arasındaydı. Aslında puan durumuna göre ehemmiyeti diğer maçlardan farksız olan bu iki takımın maçı ezeli rekabet dolayısıyla hemen gündemin ilk sıralarına yükselmekte gecikmedi. Galatasaray sahaya kalecisi Turgay olmak üzere daha organize bir takım sürdü. Cimbomun B.Ali, Kadri ve Saim’in ayağından bulduğu 3 gole karşılık Kanaryalar Lefter ve Basri’nin ayağından ancak iki gol ile mukabele edebilmişlerdi. Bu galibiyetle Galatasaray turnuvadaki iddiasını devam ettirebilirdi. En azında Fenerbahçe ile yakın bir konuma kavuştu. Önceki diğer maçların aksine İtalyan hakemin yönettiği maç sonrası Fenerli taraftarların “yuh” çekmeleri basında eleştiri konusu olmuştur. Aynı gün Beşiktaş Vefa’yı 5-2 gibi net bir skor ile geçerken puan cetvelinde üst sıralara tırmanmış, Vefa’yı ise cetvelin dibine itmiştir.

 

Adalet Cimbom Karşısında

Turnuva’nın üçüncü haftası ise artık düğümü çözecek olan Galatasaray-Adalet ve Beşiktaş-Fenerbahçe maçlarına ayrılmıştı. Dört takımdan kupaya en yakın olan oynadığı futbol ile göz doldurmuş ve herkesin takdirine mazhar olmuş Adalet’ti. Ancak diğer kurt takımlar da onun arkasında nefeslerini hissetirmeye devam ediyorlardı. 19 Mayıs günü Gençlik Bayramı kutlamaları dolayısıyla özellikle Mithatpaşa stadında program yoğun olduğu için Adalet-Galatasaray maçı 18 Mayıs gününe alınmıştı. Turnuvanın en kritik maçlarından birisi olan bu maç ile Adalet lider konumunu korumak, Cimbom ise turnuvadaki şansını sürdümek istiyordu. Otoritelerin favorisi Adalet’ti. Takımların kadroları şu onbirlerden oluşuyordu: Adalet- Ömer, Fahri, Ahmet, Salahattin, Cahit, Ayhan, Turan, Erol, Necmi, K.Erol, Salim. Galatasaray- Turgay, Kamil, Tayyar, Çoşkun, Ergun, Saim, Necdet, Suat, Ali, Kadri, Suat. Maçın hakemi ise İtalyan Scaramella idi. Oyuna hızlı başlayan kırmızı-beyazlılar üstünlüklerini çok kısa bir sürede kurdular ve oynadıkları güzel futbol neticesinde K.Erol ve Turan’ın golleri ile ilk yarıyı 2-0 önde kapattılar. İkinci yarıda bir ara Sedat’ın golü ile ümitlenen Galatasaray’ın son umutlarını da Turan’ın kendisinin ikinci takımının üçüncü golü aldı götürdü. Böylece hem bu maçta hem de turnuva boyunca iyi top oynayan ve sadece tartışmalı bir golle Fener’e yenilen Adalet kupaya çok yakınlaştı.

 

Bir Gol Düellosu

Kupa’nın gerçek sahibini ise 19 Mayıs bayramında karşılaşacak Beşiktaş-Fenerbahçe maçı tayin edecekti. Takımlardan galip gelecek herhangi birisi Adalet ile final maçı yapacak ancak beraberlik durumunda Adalet Beş Büyüklerin en büyüğü olacaktı. Maçın ilk yarısı son erdiğinde büyük ihtimalle herkes Adalet-Beşiktaş muhtemel finalini düşünmeye başlamıştı bile. Zira oyuna çok hızlı başlayan Beşiktaş Nazmi(2) ve Ercan’ın golleriyle ilk devre sonunda soyunma odasına 3-0 gibi net bir skor ile gitmişti. Ancak İkinci yarı sahada çok farklı bir Fenerbahçe vardı. Özellikle son zamanlarda formsuz olan Lefter’in güzel oyunuyla ateşlenen sarı kanaryalılar ikinci yarının ilk 28 dakikasında Burhan’ın ayağından üç gol bularak kupaya ortak olduklarını gösterdiler. Fenerbahçe’nin maça böyle asılması karşısında Beşiktaş biraz daha toparlanmaya çalıştı ve maçın bitimine 11 dakika kala Çoşkun’un golü ile tekrar umutlandı. Ancak maçın son beş dakikasına girildiği anda Lefter’in Fikret’e güzel bir ara pas vermesi ve onun da 18 pastan falsollu bir vuruşla topu köşeden içeriye sokması maçı berabere sonuçlandırdı.

 

Adalet Şampiyon

Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın beraber kalması ile Adalet kupanın sahibi olur. Böylece bir süredir çıkışta olan ancak ligde hakketiği yere gelememiş olan Kırmızı-Beyazlılar bu kupayı alarak emeklerinin neticesini bir şekilde elde etmiş oluyorlardı. Spor basını da oynadıkları güzel futbol ile bu kupayı en fazla Adalet’in hakettiğini teslim ediyordu. Adalet’in kupayı alması aynı zamanda diğer takımların da başarıdan çok fazla uzakta olmadıkları bir zamana işaret ediyordu.