Futbolun popüler bir spor olması ile birlikte olağan lig maçları ve kupa maçlarının yanı sıra futbol ile ilgili birçok organizasyon yapmak adet halini almıştı. Elbette ki bu adetin ortaya çıkmasında çok önemli maddi sebepler vardı. Bunların başında da en önemli maddi sebeplerin başında gelen para vardı. Futbol tarihimizin ilk yıllarında lig maçlarının yanı sıra kulüpler kendi aralarında sık sık özel maçlar yapıyorlardı. Örneğin Fenerbahçe ile Galatasaray bir sene içerisinde birbirleriyle altı veya yedi defa karşı karşıya gelebiliyorlardı. Futbolun popülaritesinin yükselmesi ile beraber bu özel maçlar önemli sayıda seyirciyi statlara çekiyordu. Bunların yanı sıra yurt dışından da Macar, Bulgar, Romen, Fransız, Rus takımlarının gelmesi özel maçların keyfini daha bir arttırıyordu. Aslında bu özel organizasyonlar bahar ayları ile başlıyor ve futbola daha uygun olan bahar sonu, yaz ve sonbahar başı gibi mevsimin futbola daha elverişli zamanlarında gerçekleştiriliyordu. Spor bayramları, yıldönümü kutlamaları, özel kupa maçları hep bu zaman aralığında gerçekleştiriliyordu. Bu organizasyonlar aslında kulüplere hem ek gelir kapısı oluyor hem de yeni sezon için hazırlık yapma imkanını sağlıyordu. Yeni transferler bu maçlarda deneniyor, takım yeni yapısı bu maçlarda oluşturuluyordu.
Daha önce çeşitli vesilelerle örneklerini verdiğimiz bu organizasyonlardan bir tanesi de İstanbul Futbol Festivali idi. Günümüzde de bu amaçlar ve vesileler ile çeşitli organizasyonlar yapılıyorsa da geçmiş zamanlarda bunlara bayram, festival gibi adlar verilmiş olması önemlidir. Günümüzde de bu tip organizasyonlar yapılıyor olsa da var olan resmi organizasyonların yoğun programı bu tür girişimleri azaltmaktadır. Ayrıca kulüp gelirleri düşünüldüğünde bu tür organizasyonlarda beklenebilecek gelir miktarı devede kulak kalacaktır. İstanbul futbol dünyası yirminci yüzyılınortasında bu tip organizasyonlardan bir tanesine sahipti: “futbol festivali.” Bu festival kısa bir süre içerisinde bir gelenek halini almıştı. Bu festivallerden bir tanesi de 12 Temmuz 1955 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu tarihte saat 11:30’da Mithatpaşa stadında gerçekleştirilecek bu festivalin içeriği tahminlerin ötesinde zengindir. Çağdaş birçok organizasyonun aksine olarak bu festivalde aslında ünlü futbolcular, büyük kulüpler yer almıyordu. Bunu anlamak için festival programına şöyle bir göz atmak yeterlidir. Buna göre 11:30-12:20 arası 12-15 yaş arası gençlerin futbol maçları, 12:30-13:45 fotoğrafçılar gazeteciler futbol maçı, 14:00-14:45 Kadınlar futbol maçı, 15:00-16:15 Komikler gazeteciler futbol maçı, 16:30-17:45 Antranörler eski takım kaptanları maçı, 18:00-19:45 Fenerbahçe (genç) İstanbul junior karması maçı. Bu futbol maçları trafiği arasında bir de çeşitli dallarda spor müsabakaları da organize edilmişti. Buna göre maçların arasında ve maçların devre aralarında Türkiye liseler atlatizm müsabakaları ve eski atletler yarışmaları yapılacaktı. Bu programda elbette ki kamuoyunun ilgisine mazhar olan müsabakalar kadınlar arası futbol maçıyla eski kaptanlarla antranörler arasında oynanacak maçlardı. Antranörler takımında başta 52 defa milli olmuş olan Fenerbahçe’nin unutulmaz futbolcusu Markoş dahil birçok eski ünlü futbolcu yer alıyordu. Bunlar arasında Cihat Arman (Beşiktaş), Gündüz Kılıç (Galatasaray), Tandler (Emniyet), Eşref (Kasımpaşa), Halil (Adalet) bulunmaktaydı. Eski takım kaptanları ekibi de gayet ilginçti. Nectdet Erdem (Galatasaray), Faruk Barlas (Galatasaray), Feyzi Uman (Beşiktaş), Esat Kaner (Fenerbahçe), Bülent Eken (Galatasaray), Hüseyin Saygun (Beşiktaş), Ömer Boncuk (Fenerbahçe), Hakkı Yeten (Beşiktaş), Ahmet Erol (Fenerbahçe), Şeref Gürgey (Beşiktaş) ve Fikret Arıcan (Fenerbahçe) bu takımı oluşturan kişilerdi. Komikler takımında oynayacak isimler de dönemin önde gelen simaları arasında yer alıyordu. Dümbüllü İsmail başta olmak üzere Aziz Basmacı, Celal Şahin, Fehmi Ege, Abdurrahman Polay, Salih Tozan Komikler takımını oluşturan kişilerdi. Komikler takımı ile gaztecilerin maçını Osman Nihat idare edecekti. İstanbul Junior karmasının Fenerbahçe Genç takımı ile yapacağı maç da merak konusuydu. Zira bu takım bir hafta önce Galatasaray’ın Genç takımını 4-2 gibi net bir skor ile mağlup etmeyi başarmıştı. Aynı muvaffakiyeti Fenerli gençler karşısında gösterip göstermeyecekleri en azında spor basının ilgisine mazhar olmuştu.
Gazeteci Topçular
Günler öncesinden duyuruları yapılan festival ilan edildiği tarih ve saatte Mithatpaşa stadında başlamıştır. Önceki yıllara oranla daha az bir seyirci kitlesi bu organizasyona teveccüh etmişti. Hatta programın uzunluğu ve karmaşıklığı yüzünde bu az sayıdaki seyirci kitlesinden bazıları da festivali erkenden terk etmişti. Gazeteci Adnan Fuat Aral organizatörleri eğer bu festivale ileriki yıllarda devam edeceklerse daha düzgün bir program yapmaları konusunda uyarmıştır. Zira katılım her geçen sene düşmektedir. Aslına bakılırsa ilk müsabakalar neşeli bir hava içerisinde geçmişti. En azında katılımcılar için bu tam bir festivaldi. Küçüklerin yirmibeşer dakikadan oluşan maçları 1-1 beraber sonuçlanmış, gazete fotoğrafçıları ile eski gazetecilerin maçları da yine bu sonuçla nihayetlenmişti. Gazetecilerin maçında sahadan mutlak galibiyetle ayrılmak isteyen ayaklarına belki yeni top deyen futbolcular hakemi penaltı atışları yapılmasına ikna etmişlerdi. Hakemin izni sonrasında ihtiyar gazeteciler topu üç defa kaleciye nişanlamışlar, buna mukabil fotoğrafçılar üç vuruşun ikisini gole çevirerek sahadan iki farklı ayrılmayı başarmışlardır.
Kadınlar Maçı
Daha sonra sıra merakla beklenen ve izlenen kadınlar maçına gelmişti. Sekizer kişilik bir kızmızı diğeri mavi renkli takımlardan oluşan kadınlar maçında kimi topçuların çok şişman olması ve kimilerinin de ufak tefek olması ortaya ilginç enstantaneler çıkarmıştı. Kadınların sırf bu organizasyon için sahaya çıktıkları anlaşılmaktadır. Zira futbol maçı sırasında kadınların son derece acemice hareketleri günün seyircileri eğlendiren unsurlarından birisi olmuştur. Maç sonunda bir gol atma başarısına nail olan kırmızılar sahadan 1-0 galip ayrılmasını bildiler.
Komikler Maçı
Bir sonraki maçta ise sahaya Komiker olarak nitelenen tiyatrocular ile spor yazarları çıkmıştı. Sanatkarlar takımına dümbüllü İsmail ve Aziz Basmacı’nın yanı sıra bu sene Celal Şahin de katılmıştı. Maçı Osman Nihat idare etmişti. Anlaşıldığı kadarıyle oyuncular sahada oldukça eğlenmişlerdi. Zira maçı aktaran gazeteye göre maç “hay huy” içerisinde geçmişti. Sayılan ve sayılmayan goller arasında neticenin ne duruma geldiği çok tartışmalı bir durumdaydı. Öyle ki maçı aktaran Son Posta gazetesi “bize göre maç 3-2 gazetecilerin galibiyeti ile sonra erdi” yorumunu yapmak zorunda kalmıştı. Festivalin son maçı da aslında organizasyonun halipürmelalini ortaya çok net bir şekilde koyuyordu. Antranörler takımında çağırılanların yüzde altmışı bu çağrıya icabet etmemişlerdi. Takım kaptanları takımını da gayet devşirme bir ekipti. Ancak yine de antranörler takımında Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Markoş ve artist Tevhit Bilgen’in takımı ilgi uyandıracak nitelikteydi. Ve nihayetinde antranörler ve eski kaptanlar maçı 2-2 beraberlikle neticelendi ve böylece bu organizasyon da sona ermiş oldu.
Junior’lar Sahada
Festivalin merakla beklenen diğer bir karşılaşma da festivalin bitirilmesinde sonra başlamıştı. Futbol tarihimizin daha erken safhalarında gençler arasında düzenlenen tunuvalar ve özel maçlar günümüzün aksine hem spor basınında hem de günlük gazetelerde çok daha yaygın olarak yer almaktaydı. Öyle ki liseler arası şampiyonalar ve kulüplerin genç takımlarının maçları farklı kesimler tarafından ilgiyle takip ediliyordu. Bu sebeple İstanbul Junior’ın yapmakta olduğu karşılaşmalar da günlük basın tarafından bile takip ediliyordu. Galatasaray’ın gençlerini mağlup eden bu takımın festivalde Fener karşısında yapacakları merakla bekleniyordu. İstanbul Junior’ların diğer genç takımlardan farkları lisanssız olmalarıydı. Bundan dolayı Federasyon o günlerde aldığı bir kararla Junior’ların kendi kategorilerindeki maçlarda oynayamacaklarına dair bir karar da almıştı.
Juniorların takımı Varol (Yüksel), Cahit, Mete, Cemil, Tuncay (Ünal), Münir, Ahmet, Nurettin, Süleyman, Çetin, Orhan’dan oluşuyordu. Fenerbahçe’nin gençleri ise Necati, Hasan, Yaşar, İbrahim, Ayhan, Oktay, Hıfzı, Can, Nihat, Şevket, Selim (Agah ve Ali)’ydi. “Dalıcı” bir forvet hattına sahip Fenerlilerle, sıkı bir defans hattına sahip Junior’lar havanın sıcaklığına rağmen canla başla oynamışlardı. Maç başlar başlamaz Fenerli gençlerin santraforu Nihat takımını hemen öne geçiren golü kaydetmişti. Buna Juniorlar ancak ilk yarının kırkıncı dakikasında Ahmet’in ayağında bir cevap verebilmişlerdi. İkinci yarıda oyun daha da hızlanmıştı. Her iki takımın da iyi oynaması ve organize ataklar yapması festivale gelen az sayıda seyirciyi bile motive etmişti. Fener’in gençleri rakiplerine oranla daha acar görünüyorlardı. Maçın artık son dakikalarına gelindiğinde perdeyi açan Nihat bir gol daha atarak Fener’i sahadan 2-1 galip olarak ayrılmasını sağladı.
Günümüzde Olsa
Bu tür organizasyonlara yukarıda da değinildiği üzere artık çok rastlanılmıyor. Bugün böyle bir festival düzenlense herhalde Dümbüllü İsmail yerine aynı ekolü takip eden Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz gibi popüler simaların oynaması beklenir. Ya da antranörler maçında yaptıkları çok tartışılan Daum, Gerets, Çalımbay gibi isimlerin futbol bilgilerini somut olarak sahaya dökmeleri istenebilir. Kadınlar maçına da büyük bir ihtimalle bu anılan festivalin aksine ünlü mankenler veya magazinel insanlar davet edilir. Futbolun uzun yıllardır en popüler olgulardan birisi olması eski takım kaptanlarının çağrılması da kamu oyunun ilgisine mazhar olabilecektir. Rıdvan, Cüneyt, Selçuk gibi isimlerin halen aynı zamanda spor yazarlığı da yapması bu tür organizasyonları daha da zenginleştirecektir. Şu tablo bile günümüzde böyle bir girişimin nasıl bir ilgiye yol açabileceği konusunda yeterince bir fikir vermektedir sanırım.