Sunuş
1924’de kurulan Türkiye İş Bankası 100. yılını kutluyor. Gerek kurucusu ve kuruluş misyonu gerek Türkiye’nin iktisadi ve mali tarihi içindeki önemi gerekse de kurumlar tarihindeki nevi şahsına münhasır konumu nedeniyle 2024’te bu bir asırlık geçmişe bakmak birçok açıdan öğretici.
Türkiye İş Bankası uzun siyasi ve askeri bir Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı’nın hemen arkasından, bu mücadeleyi yürüten bir kuşak tarafından kuruldu. Gerçek anlamda bir bağımsızlığın ancak iktisadi bağımsızlığın sağlanması ile mümkün olduğuna inanmışlardı. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün sebeplerinin başında iktisadi ve mali bağımsızlığını kaybetmesini görüyorlardı. Başta Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bir kuşak 1908 Devrimi ile kazanılan anayasal parlamenter düzenin ve siyasal reformların milli bir iktisat politikası olmaksızın başarıya ulaşmasının güç olduğu sonucuna varmışlardı. Nitekim çetin bir mücadelenin sonucunda zorluklarla kazanılan askeri ve siyasi zaferin ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı ilk vurgu “iktisadi zaferlerle taçlandırılmadığı” takdirde bu zaferlerin geçici olacağıydı. II. Meşrutiyet Dönemi’nde gelişen anayasal ve milli iktisat arayışları cumhuriyet ve iktisadi bağımsızlık adımlarıyla mantıksal sonucuna erişiyordu.
Türkiye İş Bankası bu milli iktisat ve iktisadi bağımsızlık arayışının bir sonucuydu. 20. yüzyıl başı Türkiye tarihi siyasal/kültürel seçkinlerin ve milli burjuvazinin bir milli siyaset ve milli iktisat arayışının geliştiği bir evreydi. Her dönemde olduğu gibi dünyadaki çağdaş gelişmeler yakında takip ediliyor ve onun bir parçası olunuyordu. Bu dönem cumhuriyetin ve ulus-devlet inşasının merkezinde olduğu bir evre olarak şekillenecekti. Bu çerçevede Türkiye İş Bankası’nın cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra ve sembolik olarak Kurtuluş Savaşı’nı zafer ile nihayetlendirecek Büyük Taarruz’un ilk günü olan 26 Ağustos’ta kurulması bir tesadüfün eseri değildi. Türkiye’nin gerçekten bağımsız olabilmesi ve kurtulması için iktisaden kalkınması ve sanayileşmesi gerektiğine inanılıyordu.
1924’e gelene kadar bu alanda gerek siyasal çevrelerin gerekse de milli burjuvazinin çeşitli bankacılık girişimleri ve deneyimleri yok değildi. Ancak milli ekonomiyi yönlendirecek ve iktisadi bağımsızlığı inşa edecek çağdaş bir ulusal banka 1923 itibarıyla hala en önemli taleplerin başında geliyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Celal Bayar bu alanda hızlı adımlar atmaya başladıklarında ilk karşılaştıkları tepki “Türkler Bankacılık Yapamaz” iddiası olmuştu. Daha önceki bankacılık deneyimlerine rağmen sermayesi, çalışanları ve yöneticileri ile milli bir bankanın kurulabileceğine kurucu kadro içinde dahi şüpheyle yaklaşanlar az değildi. Bankacılık çok ince ihtisas gerektiren özel bir alandı. Ancak birçok alanda köklü adımlar atan ve bir ulus-devlet inşasına soyunmuş kadroların bu konuda çekingen olmaları çok mümkün değildi. Gerekli sermaye ve sermayedarlar bulunduktan sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa kurucu müdür Celal Bayar’a her türlü başarının anahtarı olarak tek bir tavsiyede bulunmuştu: “Zeka, dikkat, iffet ve metodik çalışma”.
Bu anlayışla 1924’de kurulan Türkiye İş Bankası herşeyden önce “Memur değil İş Kadrosu” anlayışıyla Türkiye’de bankacılık alanını var edecek bankacı kuşaklar yetiştirdi. Bankayı bir cumhuriyet kurumu olarak sahiplenen İş Bankalıları yarattı. Verdiği krediler ve kurduğu iştirakleriyle bir milli iktisat rüyası olan sanayileşme konusunda köklü adımlar atılmasına vesile oldu. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli kurumlarının başında gelen Türkiye İş Bankası bir tarihçi için alelade bir çalışma alanı değildir. Bir asırlık cumhuriyetin farklı veçhelerini anlamak açısından bir membadır. Nitekim elinizde tuttuğunuz prestij kitabı da dört yıldır yürüttüğümüz ve birkaç ciltlik akademik bir çalışma olarak yayımlanacak Türkiye İş Bankası Tarihi’nin bir çıktısı, ürünü. Yıllara dayanan bir araştırma ve yazım sürecinden süzerek okuyucuya sunduğumuz bir kitap. Böyle bir çalışma mevcut olduğu için çalışmayı dipnotlara ve akademik bir dile boğmaktan imtina ettik. Yine de bir bilimsel çalışmanın ürünü olduğu için metnin referanslarını ilgilisi her bölümün sonunda bulacaktır.
Bütün bu araştırma ve yazım sürecinde gösterdikleri kolaylıklar ve esirgemedikleri destek dolayısıyla başta Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali ve Genel Müdür Hakan Aran olmak üzere bütün Türkiye İş Bankası ailesine teşekkür ederim. Kökleri mazide olan bir geleceğin inşası için çalışmaya devam eden İş Bankalıların 100 yıllık tarihlerinin bu kısa hikayesini beğeneceklerini umuyorum.
Beyoğlu 2024