Bu Vahap da Kim?
1932 senesinin Ocak ayında basına bomba gibi bir haber düşer. İzmirli siyahi futbolcu Vahap İngiltere’den bir takıma gitmek üzeredir. Bu haber çok kısa bir süre içerisinde İzmir basının sınırlarını aşarak ulusal basının gündeminin ilk sıralarına yükselir. Bu haber kamuoyunda ve basında ilk başta belli bir şaşkınlık yaratmıştı. Öyle ya kimdi bu İzmir’li Vahap? Avrupa’da bir takıma transfer olacak kadar iyi bir futbolcu ise neden herkesin malumu değildi? Ancak kısa bir sürede tüm gazetelerde çıkan haberlerle artık herkes bu İzmirli futbolcuyu tanıyordu. Esasen İzmir’in iyi topçularından biriydi Vahap. İzmir’in Altay takımında forma giyen Vahap, aslında bir ara İstanbul liginde de top koşturmuştu. Daha önce Beşiktaş’a transfer olmuş ancak kensinden bekleneni verememiştir. Basına göre bunda en büyük etken çok iyi bir tekniğe sahip bu futbolcunun Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımlar karşısında biraz ürkek oluşu ve kalitesini ortaya koyamayışıydı. İstanbul liginde silik bir tablo sergileyen Vahap kısa bir süre sonra tekrar İzmir’deki eski takımı Altay’a geri dönmüştü. Ancak şanssızlık yakasını yine bırakmamış Vahap 1930-31 sezonunda cezalı duruma düşmüştür. Takımındaki yerini bu ceza sebebiyle kaybeden Altaylı futbolcu İzmir mıntıkası aracılığıyla Federasyona bir spor malzeme dükkanı açmak için başvurmuştur.
Muhtelif Rivayetler
Kendisini tanıyanlar bu durumda olduğunu bildiği için, tanımayanlar ise ünlü bir takımda oynamadığı için kendisinin nasıl olup da Avrupalı bir takıma transfer olacağını merak ediyorlardı. Vahap aslında bir ilk değildi. Önceki senelerde memleket topçularından Bekir Almanya’ya gitmiş ve kendisinden gurur verici haberler alınmıştı. Hatta Vahap meselesi oraya çıktığında Bekir halen Almanya’daydı ve dönüş hesapları yapmaktaydı.
Vahap’ın yurtdışına gidişi ilk başlarda tam bir muammaydı. Çünkü basın işin iç yüzünü tam olarak bilmiyordu. Yani Vahap hangi ülkeye, hangi takıma ve ne sebeple gidiyordu basın bilmiyordu. İzmir’li futbolcu da bu konuda çok net bir açıklama yapmıyordu. Vahap’ın 11 Ocak 1932 Pazartesi günü Sirkeci’den 19:40’da hareket etmesi ile birlikte birçok dedikodu da ortaya çıkmakta geçikmedi. Bunlardan bir tanesine göre Vahap bir İngiliz takımı ile görüşmeye gidiyordu. Bu takım da büyük bir ihtimalle Arsenal idi. Hatta milli takım teknik direktörü Fred Pegnam bu konuda aracılık yapmıştı. Ancak trene binerken Vahap Olimpiyat dergisine bir açıklama yapmış ve bu gidişinin teknik direktör ile hiçbir alakası olmadığını beyan etmiştir. Buna ilave olarak profesyonel bir kulübe gittiği konusunda bir açıklama yapmak için de erken olduğunu ifade etmiş ve kendi durumunun ne olduğunu kendisinin dahi ancak iki ay sonra belli olacağını belirtmiştir. Bunun dışında bir bilgi vermeyen Vahap trene binerek Avrupa macerasına başlamıştır.
Vahap’ın yurtdışına çıkışıyla birlikte şaiyalar da artmıştır. Herşeyden önce milli takım teknik direktörü Pegnam milli takımla birlikte Atina’dan dönüşünde İzmir mıntıka reisi Kazım Paşa’nın kaptan Zeki Rıza aracılığıyla müracaatı üzerine Vahap’ın Avrupa’ya gidişiyle hiç bir ilgisinin olmadığını açıklamıştır. Basının çok net olarak bildiği iki bilgi mevcuttu: Vahap’ın pasaportundaki İngiliz vizesi ve cebinde taşıdığı içeriği tam olarak bilinmeyen İngilizce yazılmış mektuplar. Bu delliler onun İngiltere’ye gitmekte olduğuna delalet ediyordu. Buna göre Vahap Arsenal’a gidiyor ve üç aylık bir deneme antlaşması imzalanmıştı. Tüm masrafları ise yine kulüp karşılayacaktı. Ancak başka bir takım şaiyalar da belirmekte gecikmemiştir. Bu rivayetlere göre Vahap’ın cebinde K.S.K. antrenörü Macar Her Şvenk’in bir referans mektubu bulunmakta ve İzmir’li futbolcu bir Macar takımında oynamak için yurtdışına çıkmaktaydı. Yine bazı İngilizlerin İngiltere için aracılık yaptıkları, Vahap’ın aslında levazım mağazası için Avrupa’ya gittiği, ya da bir Caz grubunda çalışmak için dışarı çıktığı rivayetler arasındaydı. Yani aslında bilinen tek hakikat Vahap’ın Sirkeci’den trene binişiydi.
Vahap’ın yurtdışına bu söylentilerle beraber gidişi kısa zamanda popüler bir konu haline geldi. Hatta M. Bahaettin’e göre futbolcuların mevki ve kıymetini arttırmıştı. Konunun basında ayrıntılı bir şekilde yer alması sebebiyle K.S.K antrenörü Şvenk İzmir’in Hizmet gazetesine bir mektup yazarak Olimpiyat mecmuasında çıkan iddiaların asılsız olduğunu açıklamıştır. Şvenk, Vahap ile hiçbir münasebetinin, ülfetinin, ve temasının olmadığı gibi kendisine tavsiye mektubu verdiği iddiasının da asılsız olduğunu dile getirmiştir. Şvenk bu iddialara biraz kızmış olacak ki, Macar takımlarında iyi oyuncular olduğunu ve kendilerinin Vahap’a lüzum görmeyeceklerini söylemiştir. Ayrıca belirttiğine göre Macaristan’da yabancı oyuncu oynatmakta yasaktır. Bu açıklamalarla Vahap’ın Macaristan’a gittiği iddiaları yalanlanış oluyordu. Ancak Şvenk’in açıklamasının sonunda söyledikleri de ilginçti: “Bu şayıayı Mr. Pegnam galiba ellerini yıkamak için çıkarıyor.” Bu noktada Mr. Pegnam’ın adı tekrar gündeme girmiş oluyordu.
İngiltere’den Fransa’ya
Birkaç ay içerisinde Vahap’ın İngiltere’ye Arsenal takımına gittiği anlaşılmıştır. Ancak İngiltere’de bir takım sorunlar çıkmış ve Vahap oturma izni konusunda güçlüklerle karşılaşmıştı. İngiltere’ye kimin tarafından gönderildiği ve masraflarını kimin karşıladığı anlaşılamadıysa da Vahap, İngiltere’ye giriş yapamamış ve Fransa’ya geçmek zorunda kalmıştır. Paris’e giden İzmirli futbolcu Racing kulübüne başvurmuştur. Bu noktadan sonra şansı açılan Vahap için yeni bir dönem başlamıştır. Racing Kulübü yöneticileri kendisini hususi bir maçta denemek istemişlerdir. Bunun için güzel de bir fırsat yakalanmıştır. Zira o günlerde Racing ile birlikte Paris’in diğer bir güçlü ekibi olan Redstar bir karma takım yaparak İspanya şampiyonu ünlü Bilbao takımı ile karşılaşacaklardır. Racing kulübü idarecileri Redstar’ı ikna etmiş ve Vahap bu maçta oynamak için hazırlanmıştır. Türk basınına göre futbolcumuzun iki meziyeti onun lehinedir. İdeal bir futbolcu vücudu ve ayağına olan hakimiyeti Vahap’ın artılarıdır ve bu hususlar antremanlarda Fransızların gözünden kaçmamıştır. Paris karması hiç beklenilmediği halde Bilbao’yu 4-1 gibi net bir skorla yenince bu maç daha bir dikkat çekmiştir. Elbette bu durum Vahap’ın hanesine bir artı olarak yazılmıştır. İleri üçlünün ortasında oynayan Vahap’tan Fransız gazetelerinin bir gün sonra sitayişle bahsetmeleri tahmin edileceği üzere memlekettekilerin koltuklarını kabartmıştır. İlk golün pasını veren Türk futbolcu, ikinci golü de güzel bir kafa vuruşu ile kendisi kaydetmiştir. Türk basını bu başarı ile gururunun okşandığını açıkça dile getirmiştir. Zira son yıllarda Türk Milli takımı uluslararası sahada ciddi başarıssızlıklar yaşamaktaydı.
Racing Club Türkiye’ye Geliyor!
Vahap’ın Bilbao karşısındaki başarılı oyunu ile Racing’deki yeri sağlamlaşmış, hatta kulüp çıkacağı Balkanlar turnesine İstanbul’u da eklemek istemiştir. Vahap’ın aracılığıyla Racing kulübü Fenerbahçe kaptanı Zeki Rıza Bey ile yazışmaya başlamış ve şartların görüşülmesi istenmiştir. Fenerbahçe’nin karşı teklifini incelemeye aldığı bir sırada iki İzmir takımı Karşıyaka ve Altay takımları bir karma takım ile Paris’e giderek Racing ile bir dostluk maçı yapmak istediklerini açıklamışlardır.
Vahap Hadisesi ve Basında Tepkiler
Racing kulübünün İstanbul’a gelişinin kesinleşmesi ile birlikte Vahap’ın başarısı üzerine günlük basında da sık sık yorumlar yazılmaya başlandı. Örneğin Vâ-Nû (Vala Nurettin) Akşam gazetesinde yazdığı yazısında Eşref Şefrk, Galip Sadun (Sadun Galip Yusuf Ziya’nın spor yazarken kullandığı takma adıdır), Kemal Rifat, Salim Hamdi, Hilali, İhsan gibi spor yazarlarına çatarak Vahap’ın başarısından iyi sonuç çıkarmalarına karşı çıkmıştır. Kendisine göre bu olay hem feci hem de komiktir. Bir Türk oyuncusunun Avrupa’da muvaffak olmasından iftihar edilmesi gerektiğini yazanlara karşı Vâ-Nû, “eli altında binlerle, binlerle liralar bulunan spor teşkilatımız, kabiliyetli fertleri tefrik edemiyor” demiştir. Mütemadiyen yenilen milli takımımızı tazelemek lazım gelirken burnumuzun önündeki değerleri yabancılar kadar iyi göremeyişimiz yazar göre feci bir durumdur. Tekmil “yüksek nazireyelerin” fevkinde olarak kendisi gibi basit bir spor izleyicisinin bu olaydan çıkarttığı sonucun kıymetli sporculara layık oldukları mevkiinin verilmediği şeklinde olmuştur.
Yusuf Ziya da Vakit gazetesindeki köşesinde benzer bir yorum yapmıştı. Kalemizi mağlubiyet gollerinin delik deşik ettiği her maçtan sonra spor ulemasının hep bir ağızdan “takımımızı gençleştirmemiz lazım” dediklerini hatırlatan Yusuf Ziya, kamuoyunun bir sonraki maçlarda hep bir şaşkınlık geçirdiğini yazmıştır. Çünkü bir sonraki maça gidildiğinde hayretle görülür ki yine saha futbolumuzun “Zaro Ağaları” dolaşmaktadırlar. Yazar, “bizde, her makam gibi, galiba spor makamı da bir adama kaydı hayat şartı ile verilmekte” diye düşünmektedir. Yusuf Ziya, birgün sahada bir takım ihtiyarların koltuk değnekleri ile dolaşmalarından korkmaktadır. Bu duruma ilişkin “futbol müftülerinin” fetvaları da hazırmış: kıtlık! Ona göre Vahap hadisesi bir şeyi ispat etmiştir: “spor sahamızda hakikaten bir kıtlık var. Fakat bu kıtlık, oyuncu kıtlığı değil, hüsnü niyet kıtlığıdır!”
Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir yazı ise Vahap meselesi ile kopartılan fırtınanın abartılı olduğunu dile getirmiştir. Yabancı memleketlerde iş tutmuş birçok vatandaş zaten vardır. Vahap profesyonel olacaksa zaten Türkiye’de yeri yoktur, kendisinden istifade edilemez. Yok amatör ise zaten istediğini yapmakta serbestiyete sahiptir. Cumhuriyet ayrıca futbolcuların yurtdışına çıkmalarını da çok teşvik etmemektedir çünkü oralarda çok ciddi çalışmak ve laubali davranışlardan uzak olmak gerekir. Bundan dolayı da gazete Türk futbolcuların kısa zamanda kapı önüne koyulabilecekleri konusunda onları uyarmaktadır.
Racing’in İstanbul Seyahati
Racing ile Fenerbahçe kaptanı arasındaki yazışmalar sürerken Vahap’ın yeni başarıları da gündeme gelmeye devam etmekteydi. Vahap Redstar-Olimpik Paris karması ile Barcelona takımları arasında oynanan maçta forma giymiştir. Berabere biten bu maçta Fransızları yegane golünü kaydeden Vahap, maçın bitimine doğru mutlak bir gol daha atacakken İspanyollarca ancak şiddetle durdurulabilmiştir. Burada önemli olan nokta Vahap’ın Racing Club’de oynamasına rağment bu karma takıma çağrılmış olmasıdır. Olimpiyat dergisinin yorumu şöyledir: “Bu da gösteriyor ki Parisliler kuvvetli bir takım çıkarmak istedikleri zaman Vahap’ı ihmal etmiyorlar. Bu hal İzmirli Vahap’ın Parisliler tarafında çok takdir edildiğine yeni bir delildir.” Bu arada ve daha sonra Vahap’ın döneceğine dair dedikodular ortaya çıkmıştır. Bunlardan bir tanesi daha Vahap Paris’teyken oturma izni konusunda sorunlar yaşadğına ilişkindi. Diğeri ise Racing ile İstanbul’a geldiğinde Vahap’ın memleket hasretine ilişkin bir haberdi ve onun İstanbul’da Fenerbahçe gibi bir takımda kalmasının memleket futbolu için çok hayırlı olacağı üzerinde durulmuştur. Ancak bunların hiçbirisi gerçekleşmemiş Racing’in İstanbul ziyaretinden sonra Vahap takımıyla birlikte Paris’e dönmüştür.
Fransız kulübünün gelmesi bahar aylarında kesinlik kazanmıştır. Programa göre Racing ilk önce Belgrat ve Zagrep ile birer maç oynayacak daha sonra İstanbul’a gelecetir. 1,3 ve 8 Temmuz tarihlerinde İstanbul’da üç maç oynamayı planlayan kulüp daha sonra Sofya ve Bükreş takımları oynamak üzere Türkiye’yi terk edecektir. İstanbul’daki üç maç da muhtemelen Fenerbahçe, Galatasaray ve bu iki takımın karması olacaktır. Bu maçların bir önemi de Yunanistan hariç dört Balkan takımıyla oynayacağı için bunlar arasında bir mukayese yapma fırsatı ortaya çıkmıştır. Memleket futbolunu tartmak için iyi bir fırsattı. Racing’in İstanbul’a gelişinin diğer bir önemi ise aslında şuydu. Daha önce Türkiye’ye kuvvetli olarak Çek, Avusturya ve Macar takımları gelmişti. İkinci derecede önemli olarak da Bulgar, Yugoslav, Leh, Rus, Yunan ve Alman takımları Türkiye’de oynamışlardı. Ancak daha önce ne İngiliz, ne İtalyan, ne de Fransız takımını spor severler seyretmek imkanı bulamamışlardı. Bundan dolayı spor basınında da tatlı bir heyecan vardı. Racing Kulübünü kamuoyuna ayrıntıları ile tanıtan basın, Galatasaray’ın formsuzluğu nedeniyle Fenerbahçe’den biraz daha umutluydu ve artık çok yakın olan maçlara kilitlenilmişti.
İstanbul’da oynanan maçlardan ilkinde Fenerbahçe ile berabere kalınmış, Galatasaray ise 2-1 yenilmiştir. Ancak Galatasaray maçından sonra özellikle iki Racing’li futbolcunun sakatlanması ve birinin Fransız hastanesine kaldırılmak zorunda kalınması Fransız oyuncuları biraz sinirlendirmiştir. Racing maçın ikinci yarısını eksik oynamıştır. Galatasaray maçından sonra Türkspor dergisine açıklama yapan Fransız oyuncular “Galatasaraylıların adamla, Fererlilerin ise topla oynadıklarını” ifade etmişlerdir.
Bu maçlardan sonra Vahap’ın Paris’te yaptığı maçlardan haberler basında geniş yer almış ve Vahap’ın attığı goller ve başarılı hareketleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Vahap ayrıca Türkspor dergisi için yazılar yazmaya başlamış ve sporseverleri Fransa futbolu hakkında bilgilendirmeye başlamıştır. Vahap’ın transferi Bekir’den sonra Türkiye’nin yurtdışına futbolcu ihraç ettiği önemli hadiselerden birisi olmuştur.