Y. Doğan Çetinkaya RöportajYapılanlarKüratör Y. Doğan Çetinkaya: İş Bankası 100 yıllık tarihini sergiliyor

Küratör Y. Doğan Çetinkaya: İş Bankası 100 yıllık tarihini sergiliyor

Gazete Oksijen / 06 Eylül 2024

by Y. Doğan Çetinkaya
178 kez okundu

Esin Hamamcı

Türkiye İş Bankası Müzesi, kapsamlı bir renovasyon çalışmasının ardından, İş’in 100 Yılı başlıklı kalıcı sergisiyle kapılarını yeniden açtı. Müze; belgeler, fotoğraflar, filmler ve koleksiyon parçaları eşliğinde, 100. kuruluş yıldönümünü kutlayan İş Bankası’nın ve 100 yıllık Cumhuriyet’imizin tarihini anlatıyor

-Türkiye İş Bankası Müzesi, renovasyon çalışmalarının ardından İş’in 100 Yılı başlıklı kalıcı sergiyle ziyaretçilerine kapısını açtı. Serginin hikâyesini binanın da etkisiyle beraber anlatmanızı istesek neler söylemek istersiniz?

İlk önce Türkiye’de bir bankanın tarihini sergileyen modern anlamda ilk müzenin 2007 senesinde açılan Türkiye İş Bankası Müzesi olduğunu söyleyerek başlamamız gerekir. Aslında bu bir tesadüfün eseri değil. Çünkü İş Bankası 1934’de yani kuruluşunun 10. yılında da Türkiye’nin ilk modern sergisini hayata geçirmiş ve ilk kurum tarihi kitabını yayımlamış bir kurum. İzmir Fuarı’nın bugün ulaştığı noktaya gelmesinde de başat rol oynamış kurumların önde gelenlerinden biri. İş Bankası hem kendi tarihsel misyonuna hem de bunun çeşitli yıldönümlerinde bir tarih çalışması ile sergilenmesine özel önem veriyor. Banka onuncu, ellinci ve yetmiş beşinci yıllarında oldukça nitelikli tarihçeler kaleme almış bir kurum. İlk önce İstanbul şubesi daha sonra Yenicami şubesi olarak bilinen tarihi binası 2007 yılında ilk haline döndürülecek şekilde bir restorasyondan geçirildikten sonra kurum müzesi olarak kapılarını ziyaretçilere açıyor. 2007 yılında modern anlamda bir müze olarak açıldığında kendisinin belki söylediğim anlamda bir kurumsal mirası vardı ancak Türkiye’de bu alanda kurumsal bir birikim mevcut değildi. Bundan dolayı bu müze ile gerek tasarım gerek kurumsal tarihin sergilenmesi anlamında ciddi yenilikler uygulanıyor. Bu anlamda müzenin ilk küratörü hocam Prof. Zafer Toprak ve Burçak Madran’ı anmak önemli. Yine Prof. Uygur Kocabaşoğlu yönetiminde gerçekleşen tarih çalışması da önemli bir bilgi birikimini ortaya çıkarmıştı o yıllarda. Bu çalışmalar bir biçimiyle İş Bankası’nın 75. yılının kutlandığı bir dönemde İstanbul’a taşınması ile yaşadığı dönüşümün bir parçasıydı.

Biz bankanın 100. yılı için tarih çalışmamıza giriştiğimizde önümüzde böyle bir birikim ve gelenek vardı. Tarih çalışmamızda bankanın tarihini yeniden yorumlamamıza cevaz veren yeni bulgularla karşılaştık ve bunları bir tarih kitabı olarak da kaleme aldık. Geçen sürede ayrıca hem müze hem de sergisi artık yorulmuş ve eskimişti. Banka 100. yılı için hem görkemli binasını renove etme hem de daha çağdaş bir müzecilik anlayışı ile kalıcı sergisini yenileme kararı aldı. Daha önce bankanın tarihini anlatan kalıcı sergi binanın ikinci katında yer alıyor, ilk katında ise süreli sergiler hazırlanıyordu. Bu durum hem binanın hem de bankanın tarihin sergilenmesinde olumsuzluk yaratıyordu. Zira birinci katta bugüne kadar korunmuş olan orijinal ahşap bankolarının güzelliği ve binanın yüksek tavanlı ferah koridorları biraz geri planda kalıyordu. Biz 100. yıl için yaptığımız yenilikte bankanın tarihini anlatmaya ve ilk döneme yoğunlaşmaya girişten yani zemin katından başlamaya karar verdik. Böylece ziyaretçiler artık hem görkemli tarihi bir binaya hem de 100 yıl önceki tarihe aynı anda ilk adımlarını atıyorlar.

 

-1892 Osmanlı postanesi olarak yapılan bina, 1928’de banka olarak yoluna devam ediyor. Şimdi ise İstanbul’un göbeğinde diyebileceğimiz konumda bir müzeye dönüştü. Müze, bankanın mirasıyla nasıl konuşuyor?

1928 yılında İş Bankası’nın İstanbul şubesi olarak restore edilen binaya o yıl bir kat daha ekleniyor. Bunun arkasındaki asıl neden bankanın dört yılda gerçekleştirdiği büyüme. İş Bankası bir yıl sonra Ankara’da Ulus Meydanı’nda da kendi mülkiyetindeki Üçüncü Genel Müdürlük binasını açacak. Bunlar hep hızlı büyümenin emareleri. Bu büyüme ile Yenicami arkasındaki İstanbul şubesine zamanla bir kat daha eklenecek ve bina dört katlı olacak. İstanbul şubesi Eminönü ve Kapalıçarşı arasında şehrin iktisadi ve ticari hayatının kalbinde yer alan bir bina olarak bu bölgenin merkezinde yer alıyordu. Bu bölge hala ekonomik anlamda önemli bir bölge ancak turizm de burada uzun bir süredir gelişiyor. Zira bölge aynı zamanda çok tarihi bir bölge. Sayısız anıt binaya sahip bir yer. İş Bankası binası da bu nitelikte görkemli bir bina ve daha önce söylediğim gibi 2007’de 1892’de ilk yapıldığı iki katlı haline dönüştürülmüş durumda. Bu bina müze olunca bölgede gelişmekte olan turizm için de işlevli bir değişme katkıda bulunmuş oldu. Örneğin İstanbul’un uzun süre borsasına ev sahipliği yapan tarihi 4. Vakıf Han da bugün bir otele dönüşmüş durumda. Bu itibarla İş Bankası 100 yıllık tarihini sergilediği bir müze ile sadece kendi kurumsal tarihini anlatmakla kalmıyor aynı zamanda geçmişteki sergileri ile yaptığı gibi müzecilik anlayışının gelişimi ve zenginleşmesine de katkıda bulunuyor. Yerli ve yabancı turistler için ziyaret edilecek ayrı bir destinasyon teşkil ediyor. Bölgede gezen insanların girip görmek isteyecekleri binada gezilip tarihe yolculuk yapılabilecek bir mekân yaratılmış oluyor. Bu anlamda bina nasıl iktisadi hayatın ve milli iktisadın kalbinde bir milli banka kurulmuşsa bugün de bölgede her sene gelişen turizm için de önemli bir kültürel mekân olarak öne çıkıyor.

-Müzenin iki katına yayılan sergide dönemsel değişimlerin de izini sürüyoruz. Küratöryal süreci anlatmak ister misiniz? Buraya gelen ziyaretçiler hangi türden eserlerle karşılaşacak?

Müzeye dışarıdan girdiğiniz zemin kat dört bölümden oluşuyor. 1. Bölümde 20. yüzyıl başında ve özellikle 1923’ten itibaren bankacılık fikrinin ortaya çıkışı, İzmir’de gerçekleşen Türkiye İktisat Kongresi, Milli Bankacılık anlayışı ve iktisadi bağımsızlık vurgusunun anlatımı ile başlıyoruz. Daha sonra İş Bankası’nın kurulması teklifini yapan ve ilk kurucu müdür olan Celal Bayar ile devam ediyoruz. Ardından ilk genel müdürlük binaları ve bankanın kurucularını tanıtıyoruz. Bu bölümün hemen karşısında 2. bölümde ise “İş Bankacısı” yani personel bölümü yer alıyor. Bu odada aynı zamanda 1930’lar döneminin bir bankacılık canlandırılması yer alıyor. Ziyaretçinin İş Bankası’nın ilk döneminde İstanbul Şubesi’nin havasını bu odada teneffüs etmesi amaçlandı. Bu kurgu içinde İş Bankasına hayat veren insanlara yani personele odaklanıyoruz. İlk memurdan ilk kadın yetkililere kadar çalışanlar hakkında bilgi veriyoruz. Bu bölümden sonra ziyaretçi binanın diğer kanadına bir teknolojik koridordan geçiyor. Orada da 4. Ve 5. bölümler var. Bu teknolojik koridorda ziyaretçi on adet dokunmatik ekrandan bankanın on yılı hakkında temel bilgileri bulma imkanına kavuşuyor. Bu ekranlar sayesinde mekânın sınırlarını aşmaya çalışıyor ve sergileyemediğimiz ve panolara yazamadığımız bilgileri daha fazla vakti olanların dikkatine sunuyoruz. Bu teknolojik koridordan sonra 5. Bölümde bankanın ilk yıllardan itibaren içine girdiği büyümeyi sergilemeye çalıştık. Bunun için banka ile özdeşleşen sermaye toplamanın ve tasarruf fikriyatının sembolü kumbara ile başlıyoruz. Kumbaraya ilişkin belge ve objelerin sergilendiği bu bölümde aynı zamanda büyüyen bankanın yeni genel müdürlük binalarını ve özellikle taşrada açtığı şubelerini görüyoruz. Şubeleşme için Anadolu’nun dört bir yanından gelen talepleri sergiliyoruz. 5. bölüm de aslında 4. bölümün mantıksal devamı: İktisadi Bağımsızlığın tarihsel rüyası Sanayileşme. Mevduat toplayan bankanın verdiği kredilerle ve doğrudan yatırımları yani iştirakleri ile Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren sanayileşmeye yaptığı katkıyı bu bölümde sergiliyoruz. Madencilikten şeker sanayine, dokumadan sigortaya, cam’dan fuarlara bankanın 100. yıllık sanayileşme serüveni belgeler, objeler ve metinlerle ziyaretçiye anlatılıyor.

Zemin katın ardından ziyaretçi ikinci katta “geleceğe” yani bugünün bankacılığına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bu dönüşümde teknoloji başat bir rol oynadığı için 5. Bölüm “mekanikten dijitale teknolojinin bankası” adını taşıyor. Burada ilk yıllarda kullanılan daktilo, cem (toplama), fasit makinalarından saatlere, ilk bilgisayar ve otomasyondan bankamatik ve işceb’e İş Bankası’nın bankacılıktaki teknolojik hamlelerini anlattık. Günümüz bankacılığının gelişimini böylece ziyaretçi İş Bankası tarihi üzerinden anlayabilecek. Daha sonra 5. Bölümden 6. Bölüme İş Bankası’nın bankacılık alanı dışında topluma yaptığı katkıları ve faaliyetleri eğitimden spora, satrançtan olimpiyatlara, ormanlardan sanata, arkeolojiden kitap yayıncılığına farklı örnekleriyle sergileniyor. İş Bankası’nın Türkiye’nin Bankası olma iddiasını temellendiren faaliyetleri bu alanda toparlanıyor.

-Peki koleksiyon parçaları hakkında neler söylemek istersiniz? Hangi koleksiyondan eserler var?

Müze en temelde bankanın kendi arşivi ve envanterinde yer alan koleksiyondan oluşuyor. Bir bankadan bahsettiğimiz zaman elbette ön plana belge yani dokümanlar çıkıyor. Ancak sıradan ziyaretçiler için çok sıkıcı bir hal almaması için işin uzmanı tarihçilerden çok sıradan müze ziyaretçilerini düşündük. Onun için belgeler doğrudan anlatılan meseleler ile ilgili olarak sınırlı düzeyde kullanıldı. Anlatılmak istenen hikâye bankanın geniş fotoğraf arşivi ve farklı dönemlerinden videoları vasıtasıyla aktarıldı. Bunun için ışıkkutuları gibi görüntüyü ön plana çıkaran tekniklerle ekranları yoğun olarak kullandık. Görsel olarak ziyaretçilerin hafızasında çok daha fazla anının kalacağı bir sergi olduğunu düşünüyoruz bu yüzden. Bankanın ilk günlerinden bugünlerine ürettiği belgeler, yazışmalar, fotoğraflar, aletler ve objeler meraklı ziyaretçilerin dikkatine sunuluyor. Bankanın iştiraklerinin ürettiği mamullerden kumbaralara, yayımlanan dergilerden afişlere sayısız eser bankanın iki katına dağılmış durumda. Sıradan ziyaretçi yani tarihçi ya da araştırmacı olmayanlar yanında konunun uzmanları için de çok cezbedici fotoğraflar ve belgelerin kalıcı sergide bir sürpriz olarak kullanıldığını da unutmadan özellikle belirteyim.

-Sergi, cumhuriyetin 100. yılıyla nasıl bir bağ kuruyor? Bu bağlantıda özellikle Atatürk Salonu’ndan bahsetmek ister misiniz?

Önceki sorularda bahsettiğim tek oda da orası oldu galiba. Dediğim gibi müze sadece bankanın 100 yıllık tarihinin sergisi olarak görülemez kesinlikle. İş Bankası demek Cumhuriyet demek. Bu sadece kurucusu Atatürk dolayısıyla böyle değil. Kurucusunun ona verdiği görev ile de ilintili. Bundan dolayı daha başka kurumlardan ayrı olarak bankanın tarihi tam anlamıyla bir cumhuriyet tarihi. Cumhuriyet tarihinin 100 yıllık dönüm noktaları ve özelliklerini bankanın tarihi boyunca tespit ettiğimiz için bu müze sadece bankanın değil cumhuriyetinin de bir tarihi. Bankanın kurucusu Atatürk’e bina 1928’de İstanbul şubesi olduğunda müdür odası olan ve 1928 yılında Atatürk’ün ziyaretinde ağırlandığı oda 2007’de olduğu gibi bugün de Atatürk odası olarak tasarlandı ve yenilendi. Bu özel odada Atatürk’ün banka ile olan ilişkisi, ziyaretleri, imzaladığı defter ve tablolar yer alıyor.

-Müzenin dijitalleşme ve teknolojiye odaklanan bir alanı mevcut. Gelecekte bu alanlarda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Aslında müzenin tamamında hatta ilk dönemleri anlatan bölümlerinde dahi günümüz dijital teknolojisini kullanılıyor. Gerek şube canlandırması gerekse 1930’lardan personel temsilleri teknoloji yardımı ile ziyaretçilere farklı bir hava sunuyor. Diğer alanlarda da teknoloji yoğun olarak kullanılıyor. Zira bu aslında dönüşen bankacılığın da bir gereği. Nitekim vatandaşlar ve mudiler olarak bankacılık faaliyetlerimizi ceplerimizde taşıdığımız cep telefonları aracılığıyla gerçekleştiriyoruz artık. Bankacılık hızla teknoloji ile dönüşürken bankanın tarihinin de bu medyumda anlatılması aslında bizim için bir zorunluluktu. Özellikle 4. Ve 5. Bölümlerin ortasında koridorda yer alan 10 dijital ekranda bankanın tarihine ilişkin daha fazla bilgi ve görsel malzeme koyarak geliştirmeyi düşünüyoruz. Diğer bölümlerde yer alan ekranlar da kalıcı serginin her gün yeniden geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi için de bize büyük bir imkân bahşediyor. Eskinin müzelerine göre bu değişim bize kalıcı serginin donarak bugünde kalacak bir sergi olmamasını da sağlayacak. Bankanın tarihini ayrıntıları ile öğrenmek isteyenler yine benim kaleme aldığım kitaplardan okuyabilirler. Biz müzede bir kitap gibi okunan bir sergi değil okumanın da parçası olduğu ama daha çok bir deneyim olarak gezilen bir sergi oluşturmaya çalıştık. Aslında ziyaretçileri bankanın 100 yılını okumuyor bir nevi şahit olacaklar. Bunun başarılıp başarılamadığına elbette ziyaretçiler karar verecekler.

https://gazeteoksijen.com/o2/kurator-y-dogan-cetinkaya-is-bankasi-100-yillik-tarihini-sergiliyor-222053