Y. Doğan Çetinkaya MakaleFutbol TarihiVefa’lı Hilmi’nin Hikayesi

Vefa’lı Hilmi’nin Hikayesi

TamSaha No. 12 / Ekim 2005

by Y. Doğan Çetinkaya
174 kez okundu

Futbol Türkiye’de geliştikçe ve kitlelerin ilgisine daha fazla mazhar oldukça kıymeti de ona binaen artmaya başladı. Futbolun kıymetinin artması elbette ki ilk başta futbolcuların değerini ve buna mukabil ceplerine giren para miktarını da önemli derecelerde etkiledi. Bugün bizim için futbolcuların astronomik rakamlar alarak transfer olmaları veya kulüplerine aldıkları para konusunda zorluk çıkarmaları vaka-i adiden. İki sezon arası yaz aylarında futbol pazarı canlanır ve gazeteler çoğu asparagas transfer haberleriyle çalkalanır. Bu arada herkes heyecanla zikredilen para miktarları karşısında kendinden geçer. Yaz aylarında taraftarlar kulüplerinin alacaklarını iddia ettikleri futbolcularla gururlanır, zikr edilen rakamlar ise züğürdün çenesini yorar.

 

Profesyonellik, Para, Şan, Şöhret

Bu sayfalarda altını defalarca çizdiğimiz üzere Türkiye’de futbol senelerce amatör olarak oynanmış, futbolcularda ya öğrenci ya da herhangi bir mesleğin erbabı durumunda olmuşlardır. Bu aslında 60’lı yıllara kadar da devam etmiştir. Örneğin 50’li yıllarda dahi dişçilik yapan ve futbola bir iki sene ara verip, tekrar başlayan ünlü futbolculara rastlamak mümkündü. Hatta öğrenin için Almanya gibi yabancı ülkelere gidip oradaki ünlü kulüplerde top koşturan futbolcular da nadir değildi. Ancak bu profesyonellik öncesi çağ ve meslek erbabı futbolcular zamanı yıllar gittikçe azalmaya ve mesleği futbolculuk olan sporcular çoğalmaya başlamıştır. Bunda en büyük sebep onların aldıkları paranın gittikçe artıyor olmasıydı. 50’li yıllara gelindiğinde, çok partili hayata geçiş ve Demokrat Parti ile birlikte Amerikan tarzı yaşamın reklamının artması ile birlikte futbolculuk ve yeni tüketim anlayışları çok popüler bir hal aldı. Futbolcular gazetelerin müstesna sayfalarında boy göstermeye başlarken, kullandıkları arabalar ve özel hayatları da spor sayfalarından taşmaya başlamıştır. Türkiye güzellerine sorulan sorular arasında hangi takımı tuttukları ilk sıralara yükselmeye başlamıştır.

 

Vefalı Hilmi

Bu ortamda transfer piyasası hareketlenmiş ve futbolcuların istedikleri paralarda muazzam artışlar görülmeye başlanmıştı. 1956-57 sezonunun göz dolduran futbolcularında bir tanesi de Vefa takımının genç oyuncusu Hilmi Kiretmiçi’ydi. Bu genç oyuncu o kadar ilgi çekmişti ki sezon sona erer ermez kulüpler peşinden koşmaya başlamış ve buna ilişkin haberler gündemin ilk sıralarına yükselmiştir. İlk çıkan haberlere göre Hilmi’nin peşinde koşan kulüplerin başında Galatasaray ve Beşiktaş takımları gelmektedir. Hatta Galatasaray kulübünün Hilmi’nin yakın akrabalarından biriyle sürekli bir ilişki kurduğu da sızan haber arasında anılmaktadır. Zamanın basını kulüplerin bu transfer niyetlerini fiyatının çok yükselmesini istemedikleri için çok açık etmemeye çalıştıklarını bildirmektedir. Ancak Hilmi’ye talip olanların listesinin uzaması sonucu Vefa kulübü yöneticileri bir açıklama yaparak Hilmi’yi satmayı düşünmediklerini ilan etmişlerdir. Vefalı idareciler Hilmi’nin kulüp ile 1960 senesine kadar mukavelesi olduğunun altını çizmişler ve getirisi ne olursa olsun bu yetenekli genci bırakmayı düşünmediklerini dosta düşmana duyurmuşlardır.

Ancak niyetinde ısrarlı olan Galatasaray işin ucunu bırakacak gibi de değildi. Zira bir kaç gün içerisinde Hilmi’nin Galatasaray’ın Rusya seyahatine dahil edildiğine dair haberler ortaya çıkmıştır. Sezon sonrası hazırlık maçları için Rusya gidecek olan Galatasaray Hilmi’yi kafileye dahil ederek transferde somut bir adım atmak niyetindeydi. Bu haberler üzerine fikri sorulan Hilmi ise istekli olduğunu hissetirmiş ancak son sözü kulübünün söyleyebileceğini eklemeyi de ihmal etmemiştir. Mukavele ve tahsil durumu nedeniyle transferinin güç olduğunu belirten genç futbolcu, kulübü kendisini satışa sunarsa işin değişeceğini belirtmiştir.

 

Yıldırım Transfer

Fenerbahçe 50. yıl kutlamaları dolayısıyla düzenlediği Fenerbahçe Bayramında Fransa’nın Toulouse takımı ile karşılaşmış ve bu maçta taraftarlarına bir sürpriz yapmıştı. Maçta oynayacak futbolcular anons edilirken forvette oynayacak oyuncu olarak Hilmi anons edilmiş ve tribünlerden “aaaaaaa” diye bir uğultu yükselmişti. Daha çok Galatasaray’a transferi ile anılan Hilmi’nin takviye olarak bile olsa bu maçta Fenerbahçe’de forma giymesi büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. Ancak gerçek anlaşılınca kamuoyunun şaşkınlığı bir derece daha artmıştır. Hilmi yabancı bir takıma karşı maçta destek için takımda yer almamıştı. Fenerbahçe kendisiyle üç senelik bir mukavele imzalamıştı. Bu noktadan sonra sezonun en önemli transfer bilmecesi, sezonun en fazla merak edilen hadisesi olmaya başlamıştı. İstanbul 7. Noterine götürülen Hilmi ile Fenerbahçe adına Muhittin Bulgurlu bir mukavele imzalamış, buna göre Hilmi üç sene karşılığında kulüpten on beş bin Türk lirası alacaktı. Fenerbahçe’nin Hilmi’yi ikna etmesinde mukaveledeki şu madde önemli bir rol oynamış olsa gerek: “Hilmi lisans mecburiyeti karşısında profesyonel lig maçlarında oynayamazsa Fenerbahçe Kulübünden 20 bin lira tazminat alacaktır.” Hilmi bu madde sayesinde kendisini de garantiye almış oluyordu. Bundan dolayı mukaveleyi imzaladıktan üç saat sonra Toulouse maçında ilk kez sarı lacivertli formayı giymişti.

 

Vefa’nın Fenerbahçe’ye Tepkisi

Bu olay üzerine Vefalı idarecilerin tepkisi gelmekte gecikmedi. Bir idareci maçtan sonra “bu memlekette hak, hukuk, ve profesyonellik talimatnamesi varsa Hilmi Fenerbahçe ve hiçbir kulüpte oynayamaz” dedi. İstanbulspor’dan kendisini 6 bin liraya aldıklarını ekleyen yönetici, o zamanda kendisinin tahsiline devam ediyor olmasının problem çıkardığını ifade etmiştir. Bu durumda profesyonel bir mukavele imzalamasını Futbol Federasyonu istisnai olarak kabul etmiştir. Vefalı yönetici mukaveleli bir futbolcuyu transfer eden Fenerbahçe’nin bu hareketinin spor anlayışı içerisinde değerlendiremeyeceğini söylemiştir.

Birgün sonra Vefa Kulübü sert bir açıklama yapmıştır. Buna göre Vefa idare heyeti Hilmi’ye 1 aylık bir ceza vermiş, Fenerbahçe’yi protesto etmiş ve Federasyondan Fenerin Hilmi’yi Almanya kampına götürmesine mani olmasını talep etmişlerdir. Gazetelerde çıkan haberlerden kimsenin bu transferin gerçekleşeceğine inanmadığını anlıyoruz. Zira mukavelesi olan bir topçunun kulübünden izinsiz olarak başka bir takıma geçebileceğine kimse inanmıyodu. Gazeteler son yıllarda meydan gelmiş vakaları da hatırlatarak bu konuya nasıl yaklaşılması gerektiği üzerine durmuştur. Zira Fenerbahçe daha önceki yıllarda Beşiktaşlı bir futbolcu olan Ahmet Berman’ın transferi konusunda da benzer bir durum ile karşılaşmış ve bu futbolcuyu renklerine bağlayamamıştır. Vefa kulübü başkanı Selahattin Karayavuz imzası ile şu açıklamayı yapmıştır. Fenerbahçe’yle Hilmi’nin imzalamış olduğu anltlaşma hükümsüzdür. Futbol Federasyonu gereğini yapmalıdır. Ayrıca memleketin en çok sevilen ve Türk sporuna büyük hizmetleri geçmiş ve Vefa ile dostluk bağları olan Fenerbahçe gibi bir kulübün bu hareketi yapması kendilerini üzmüştür. Vefa kulübü ayrıca bir önceki senenin Şirzat ve Ahmet hadiselerinden ders alınmadığını belirterek bu tür girişimlerde bulunulmamasını istemiştir.

Turist Hilmi’nin Abisi Sahnede

Bu esnada sahneye küçük kardeşinin istikbalini düşünen Hüseyin Kiretmitçi çıkmıştır. Kulüp yöneticileri ile görüşen abi Kiremitçi gazetelerin ilk sayfalarında boy göstermeye başlamıştır. Bu arada Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü’nden İstanbul bölgesine Vefa’nın lehine bir yazı gelmiştir. Buna göre Hilmi’nin Vefa ile munakid mukavelesi geçerlidir ve Fenerbahçe’ye transferi hiçbir şekilde mümkün değildir. Ayrıca Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü Hilmi’ye verilen 1 aylık cezayı da onamıştır. Ayrıca Hilmi’nin Fenerbahçe ile birlikte Almanya kampına gitmesi de mahsurlu görülmüş ve bölgeden bu konuda tedbir alınması istenmiştir.

Hal Fenerbahçe’nin aleyhine gelişmeye başlayınca sarı lacivertliler bir ara formül bulmuşlardır. Buna göre Vefa’nın acar forveti Almanya’ya turist olarak götürülecektir. Birçok gazetede Hilmi’nin eski takımına döndüğü yolunda haberler çıkmasına rağmen Hilmi Fenerbahçe’yi Almanya’ya götüren uçağa bindirilmiş ve ailesi ile birlikte kalabalık bir grup tarafından uğurlanmıştır. Gazeteciler uçağa binmeden önce Hilmi’ye çok yakın bir alaka göstermişler ve Hilmi’nin sayısız fotoğraflarını çekmişlerdir. Fenerbahçeli futbolcular da Hilmi ile yakından ilgilenmişler ve onu evinde hissetirmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Özellikle Lefter, Hilmi’nin yanında bir an olsun ayrılmamış, ona her konuda yardımcı olmaya çalışmıştır. Öyle ki kendisinin kulüp tarafından bu işle görevledirildiği gibi bir izlenim vermiştir.

Fenerbahçe bir yandan Himi’yi Almanya’ya götürürken, bir yandan da Vefa kulübüyle antlaşma yolları arıyordu. Bu arada Himi’nin Vefa ile oaln mukavelesinde bir takım gedikler olduğu şayiaları ortalıkta dolaşıyordu. Ancak Vefa kulübü ve umumi kaptanı Muhteşem Kural antlaşmaya niyetli değildi. Fenerbahçe bu tür transfer ataklarının profesyonelliğin ve kulüpler arası rekabetin bir gereği olarak görülmesi gerektiğini iddia ediyordu. Muhteşem Kural bu tür iddalar karşısında Fenerbahçe kadar kollektif pasaporta kendini dahil ettiren Hilmi’nin de suçlu olduğunu tekrarlamıştır. Vefa kulübü verdiği cezanın tasdik edilmesinden sonra tekrar Futbol Federasyonuna başvurarak gereğinin yapılmasını istemiştir. Fenerbahçe yönetimi bir başka alanda da sıkışmıştı. Fenerbahçe kongresi yaklaşmış ve idealistler ile kadıköy grubu arasında sert bir mücadele sürüyordu. Rüştü Dağlaroğlu’nun kaydının silinmesi meselesi ve Hilmi’nin transfer meselesi de kavga nedeniydi. Muhalefet Galatasaray’ın peşinden koştuğu bir futbolcunun böyle tartışmalı bir şekilde transfer edilmeye çalışılmasını kongreye dönük bir seçim yatırımı olarak değerlendirmişti. Bundan dolayı Fenerbahçe yönetimi kendi arka bahçesinde de Hilmi meselesinde sıkışmıştı.

 

Sabah Fenerli Akşam Vefalı

Vefa Fenerlileri sıkıştıracak bir girişimi de yapmakta gecikmemiş ve Galatasaray’a Hilmi’nin transferi ile ilgili yeni bir teklif verdi. Şartları ağır olan bu teklifi Cimbomlular değerlendireceklerini ve ona göre bir karar vereceklerini söylediler, zira şartlar biraz ağırdı. Vefalılar Galatasaray’dan Enver ve Güngör’ü istemişler, ayrıca hasılatı Vefa’ya kalacak hususi bir maç teklif etmişlerdir. Transfer meselesinin yılan hikayesine dönmesi Hilmi’yi de biraz telaşa sokmuş ve sık sık eski kulübünü ve arkadaşlarını ziyaret etmiştir. Bu arada Vefa Hilmi’nin maaşını bölgeye yatırmaya başlamıştır. Bu arada Hilmi Almanya seyahatinden sonra Vefa kulübüyle Balıkesir’e kampa gitmiştir. İki arada bir derede kalan futbolcu Balıkesir’den döndükten sonra da sabahları Fenerbahçe ile akşamları ise Vefa takımıyla antremanlara çıkmaya başlamıştır. Hilmi için yapılan tartışmalar genişlemiş, abisi Hüseyin Kiremitçi ise kardeşinin istikbali ile oynanmamasını, bonservisinin kendisine verilmesini istemiştir. Ancak Vefalı yöneticiler pek oralı olmamışlardır.

Fenerbahçe son olarak daha cazip bir teklif getirmiştir. Buna göre Vefa kulübü Hilmi için otuz bin lira alacak, Vefa ile Fenerbahçe arasında oynancak hususi bir maçın yarı hasılatı ile birlikte futbolcu Turan da Vefaya verilecekti. Hilmi de bu transferden yirmi beş bin lira alacaktı. Bu arada zengin bir tüccar ortaya çıkmış ve Hilmi’nin transfer parasını Galatasaray için cebinden ödeyeceğini açıklamıştır. Hilmi meselesi herkesin merak ettiği bir vaka haline gelince iştirakçi sayısı da gün geçtikçe artmaya başlamıştır. Bu arada Transfer Sezonu sona ermiş ancak Hilmi meselesi çözümlenememiştir. Hilmi Fenerbahçe ile de antremanlara çıkmaya devam etmiş ve abisi Hüseyin Kiremitçi’nin sözünden çıkmamıştır. Abisi Fener’e transferi için çok çalışmış ancak net bir sonuç uzun süre ortaya çıkmamıştır. Cağaloğlu’nda son kez Fenerli yöneticilerle buluşacak ve ek bir antlaşma imzalayacak Hilmi randevuya gelmemiş ve bir başka yazıhanede Vefa ile on iki bin beş yüz liraya antlaşmıştır.

Böylece Hilmi birçok badireden sonra eski kulübüne dönmek zorunda kalmıştı. Fenerbahçe bu emeline ancak Hilmi’nin sözleşmesinin bittiği 1960 senesinden sonra ulaşmış ve Hilmi’yi 1960-61 sezonunda renklerine bağlamıştır.